KENGER / SÜMER TABLETLERİNDE GEÇEN YÖNETİCİLER VE MEZOPOTAMYA'NIN KADİM TARİHİ
KENGER / SÜMER TABLETLERİNDE GEÇEN YÖNETİCİLER VE MEZOPOTAMYA'NIN KADİM TARİHİ
Mezopotamya'nın güneyinde, MÖ 4000 ile MÖ 2000 yılları arasında insanlık tarihinin ilk büyük medeniyetlerinden birini kuran Sümerler, insanlık mirasına yaptıkları katkılarla tarihin akışını değiştirmiş bir topluluktur. Çivi yazılı tabletlerde Sümerler kendi ülkelerini "Ki-en-gi(-r)" (Sümerlerin kendi dillerinde "Yerli Hükümdarların Toprağı" veya "Asil Dilin Konuşulduğu Yer" anlamlarına gelebilecek şekilde yorumlanır) olarak adlandırmışlardır. Komşuları olan Sami kökenli Akadlar ise bu bölgeye "Šumeru" (Sümer) ismini vermişlerdir. Sümerlerin kendi halkları için kullandığı "Saggiga" (Kara Başlılar) ifadesi, Mezopotamya'nın bu kadim halkının literbiyesindeki özgün tanımlamalardan biridir.
Sümerlerin kökeni ve konuştukları dil, modern antropoloji ve dil bilimi dünyasında en çok araştırılan konulardan biridir. Sümerce; kelime köklerinin değişmediği ve eklerin bu köklere eklendiği sondan eklemeli (agglütinatif) bir dil yapısına sahiptir. Bu morfolojik özellik nedeniyle Sümerce; Türkçe, Moğolca, Macarca ve Finceden oluşan Ural-Altay dil ailesiyle yapısal bir benzerlik gösterir. Ancak dünya çapındaki ana akım dil bilimciler ve asurologlar, Sümercenin kelime haznesi ve dil bilgisi kuralları bakımından bilinen hiçbir canlı veya ölü dille doğrudan akrabalığını kesin olarak kanıtlayamadığı için onu "izole bir dil" (sınıflandırılamayan bağımsız dil) olarak kabul ederler. Fritz Hommel, Osman Nedim Tuna ve Vecihe Hatipoğlu gibi değerli dil bilimcilerin Sümerce ile Türkçe arasındaki ortak kelime köklerini ve ses benzerliklerini ortaya koyan çalışmaları, bilim dünyasında iki dil arasında kesin bir soy bağı olmasından ziyade, bu toplulukların uzak geçmişte coğrafi olarak birbirleriyle derin bir kültürel etkileşim ve kelime alışverişi içinde bulunmuş olabileceği teziyle değerlendirilir.
Sümer medeniyeti; astronomi, matematik, tarım ve özellikle hukuk alanında insanlığın temel taşlarını döşemiştir. Çivi yazısını icat ederek tarihi çağları başlatan bu toplum, sanılanın aksine dünyadaki ilk yazılı kanunları da yapmıştır. Tarihin en iyi korunan yasalarından biri olan Babil Kralı Hammurabi'ye ait "Hammurabi Kanunları" (MÖ 1760), aslında kendisinden yüzyıllar önce yaşamış olan Sümer hukuk geleneğine dayanmaktadır. Sümerlerin hukuk dehasını gösteren ve Hammurabi'ye ilham veren bu eski metinler arasında Ur Kralı Ur-Nammu'nun Kanun Kitabı (MÖ 2050), Eşnunna Yasaları (MÖ 1930) ve İsinli Lipit-İştar'ın Kanunları (MÖ 1870) yer alır.
Mezopotamya mitolojisinde ve Sümer Kral Listeleri gibi çivi yazılı tarihi belgelerde, insanlık tarihini derinden etkileyen büyük bir "Tufan" hadisesinden bahsedilir. "1000159648.jpg" dosyasında yer alan çivi yazılı tablet belgelerinde de görüleceği üzere, Sümer kronolojisi hükümdarları "Tufan Öncesi" ve "Tufan Sonrası" olarak iki keskin döneme ayırır. Şuruppak, Kiş ve Uruk gibi şehir devletlerinde hüküm süren efsanevi liderlerin ve kralların adları bu tabletlerde titizlikle korunmuştur. Sümer yazılı belgeleri, tufan sonrasında krallığın yeniden "gökten indiğini" ve medeniyetin bu coğrafyada yeniden filizlenerek yükseldiğini açıkça kaydetmektedir. Bu yönüyle Sümer tabletleri, hem insanlığın ortak hafızasındaki büyük tufan anlatısının en eski yazılı kaynağı hem de kadim Mezopotamya hukuk ve devlet yapısının en somut delilleridir.
✍️ : Muhittin Yalçınkaya 28 Mayıs 2026 @NkayaMuhittin
© 2026 Muhittin Yalçınkaya. Burada yer alan tüm içerikler Muhittin Yalçınkaya'ya aittir; izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve paylaşılamaz.

İyi okumalar arkeoloji ve sanat sevenler. Yorumlarınızı bekliyorum
YanıtlaSil