SONSUZLUĞUN İKİ YALNIZ YOLCUSU: MEVLÂNA VE BRUNO
SONSUZLUĞUN İKİ YALNIZ YOLCUSU: MEVLÂNA VE BRUNO
Biri 13. yüzyılda Anadolu’nun kalbinde "Gel!" diye seslendi, diğeri 16. yüzyılda Avrupa’nın karanlığında "Bak!" diye haykırdı. Aralarında asırlar, yollar ve diller olsa da; Hz. Mevlâna ile Giordano Bruno aslında aynı hakikatin iki ayrı yakasından birbirine el sallayan iki kadim dost gibidir. Bugün gökyüzüne baktığımızda Bruno’nun sonsuz yıldızlarını, içimize döndüğümüzde ise Mevlâna’nın bitmek bilmeyen aşk ummanını görüyoruz.
Mevlâna, insanı "damlanın içindeki okyanus" olarak tarif ederken, Bruno da zihnimizi "evrenin aynası" olarak görüyordu. İkisi de aynı şeyi söylüyordu aslında: Aradığın dışarıda değil, bizzat senin içindedir. Bruno, Tanrı’yı yıldızların arasına, çiçeğin kokusuna, rüzgârın sesine yerleştirirken; Mevlâna’nın her zerrede Yaradan’ı gören o meşhur bakış açısıyla buluşuyordu. Biri Konya’da semah dönerken evrenin ritmine teslim oluyor, diğeri Roma’da evrenin sonsuzluğunu savunurken o ritmin bir parçası haline geliyordu.
Onları buluşturan, sadece düşünceleri değil, hakikate olan o sınır tanımaz tutkularıydı. Mevlâna aşkla yanmayı anlatırken, Bruno o aşkı bizzat ateşte can vererek mühürledi. Bugünün dünyasında, maddenin boğuculuğu içinde kaybolurken; birinin "gönül gözüyle" bakmamızı söylemesi, diğerinin ise "aklın ışığını" yakmamızı istemesi ne kadar da kıymetli. Onlar aslında tek bir insanın iki kolu gibidir; biriyle semaya uzanır, diğeriyle kalbimize dokunuruz.
Farklı çağlarda yaşamış olsalar da, bugün hala bizlere aynı şeyi anlatıyorlar: Evren geniş, ruh sonsuz ve hakikat birdir. Biri aşkın diliyle kalbi fethetti, diğeri aklın cesaretiyle karanlığı yardı. Bizlere düşen ise, bu iki büyük meşalenin ışığında kendi yolumuzu aydınlatmaktır.
✍️ : Muhittin Yalçınkaya
11 Mayıs 2026 @NkayaMuhittin
© 2026 Muhittin Yalçınkaya. Burada yer alan tüm içerikler Muhittin Yalçınkaya'ya aittir; izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve paylaşılamaz.

Yorumlar
Yorum Gönder