HAFIZASIZLIĞIN VE VEFASIZLIĞIN BU KADA

HAFIZASIZLIĞIN VE VEFASIZLIĞIN BU KADARI

Türkiye'nin yakın tarihinde bazı geceler vardır ki üzerinden yıllar geçse de unutulmaz. 15 Temmuz işte böyle bir gecedir.

O gece gökten bombalar yağarken, tanklar milletin üzerine sürülürken, savaş uçakları Meclis'i hedef alırken herkesin nerede olduğu da, ne yaptığı da tarihin kayıtlarına geçti.

Kimileri canını ortaya koydu.

Kimileri darbeye karşı direndi.

Kimileri bombalanan Meclis'te kaldı.

Kimileri ise güvenli mekânlarda oturup gelişmeleri televizyon ekranlarından izledi.

Bugün ise tarihin en acımasız cilvelerinden birine tanıklık ediyoruz.

O gece ölüm pahasına direnenlere, Meclis'i terk etmeyenlere, darbeye karşı açık tavır alanlara "FETÖ iması" yapılabiliyor.

Üstelik bunu yapanların önemli bir kısmı, o gece milletle aynı kaderi paylaşmayanlar...

İnsan gerçekten hayret ediyor.

Siyasi çıkar uğruna bu kadar mı hafızasız olunur?

Koltuk hırsı uğruna bu kadar mı vefasızlaşılır?

Gerçekleri ters yüz etmek bu kadar mı kolay sanılır?

Tarih dediğiniz şey sosyal medya paylaşımı değildir; silip yeniden yazamazsınız.

Çünkü tarih canlı tanıklarıyla yaşar.

Fotoğraflarıyla yaşar.

Kamera kayıtlarıyla yaşar.

Milletin hafızasında yaşar.

Bugün birilerine çamur atarak geçmişin gerçeklerini değiştireceğini sananlar büyük bir yanılgı içindedir. Çünkü hakikatin en kötü düşmanı yalan değil, insanların unutacağına duyulan kibirli güvendir.

Oysa millet bazen susar ama unutmaz.

Bugün dillerinden düşürmedikleri suçlamaları yöneltenler, önce kendi geçmişlerine bakmalıdır.

15 Temmuz gecesi kim neredeydi?

Kim direndi?

Kim risk aldı?

Kim bombaların altında kaldı?

Kim ekran başında bekledi?

Bu soruların cevabı bellidir.

Asıl trajedi ise cevabı herkes tarafından bilinen soruların hâlâ tartışılabiliyor olmasıdır.

Demokrasi adına direnenleri suçlu, darbeyi uzaktan izleyenleri kahraman göstermeye çalışmak sadece siyasi ahlaksızlık değildir; aynı zamanda toplumsal hafızaya karşı işlenmiş bir suçtur.

Fakat unutulan bir gerçek vardır:

Zaman her şeyi ortaya çıkarır.

Bugün algıyla ayakta duranlar yarın gerçekle yüzleşir.

Ve o gün geldiğinde tarih, kimin konuştuğuna değil; kimin o karanlık gecede nerede durduğuna bakacaktır.

✍️ Muhittin Yalçınkaya
@NkayaMuhittin


© 2026 Muhittin Yalçınkaya. Burada yer alan tüm içerikler Muhittin Yalçınkaya'ya aittir; izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve paylaşılamaz.

Yorumlar

Yorum Gönder

​En Çok Okunan Makaleler

GÖBEKLİTEPE’NİN KADİM GÖLGESİNDE BİR ESTETİK DEVRİMİ: BONCUKLU TARLA, MEZOPOTAMYA’NIN TAŞTAN HAFIZASI VE İNANCI ŞEKİLLENDİREN İLK KÖY

GÜCÜN SARHOŞLUĞUNDAN TABİATIN ÇIPLAKLIĞINA: NEBUKADNEZAR’IN AYNASI

ANTİK DÜNYANIN FABRİKASI: BARBEGAL SU DEĞİRMENLERİNİN ŞAŞIRTAN GÜCÜ - ROMA MÜHENDİSLİĞİNİN ZİRVESİ: BARBEGAL VE İLK ENDÜSTRİYEL ÜRETİM

TAŞIN SESİ: 11.000 YILLIK KARAHANTEPE HEYKELLERİ VE İNSANIN İLK KUTSAL İZLERİ

BİN TANRILI İMPARATORLUĞUN KARANLIK REHBERLERİ: YAZILIKAYA’NIN ON İKİ KUTSAL MUHAFIZI ​ALTERNATİF BAŞLIK - TAŞA KAZINAN ÖLÜMSÜZLÜK: HİTİT RİTÜELLERİNDE ON İKİ SAYISININ GİZEMİ