Kayıtlar

ANTİK MISIR'IN GÖLGEDEKİ SIRRI: PEPİ I (ESKİ KAYNAKLARDA BİBİ I) VE SARAYIN DERİN KOMPLOSU

Resim
  ANTİK MISIR'IN GÖLGEDEKİ SIRRI: PEPİ I (ESKİ KAYNAKLARDA BİBİ I) VE SARAYIN DERİN KOMPLOSU ​Antik Mısır'ın altın kumları altında saklanan her taht mücadelesi, yalnızca hanedanlık verasetinin değil, aynı zamanda iktidarın en kırılgan anlarının birer belgesidir. Altıncı Hanedanlık döneminde tahtta oturan Pepi I (eski kaynaklarda Bibi I), Mısır tarihinin en uzun soluklu ve etkili hükümdarlarından biri olarak kayıtlara geçmiştir. Uzun süren bu iktidar, büyük anıtsal projelerle ve taş üzerine kazınan zaferlerle süslenmiştir. Ancak bu ihtişamlı tablonun gerisinde, sarayın kalın duvarları ardında fırtınalar kopmuş ve kraliyet otoritesi sarsılmak istenmiştir. Tarih yazıcıları genellikle zaferleri ve tapınak inşaatlarını övmeyi tercih ederken, bazı karanlık olaylar yalnızca şüpheli bir sessizlikle geçiştirilmiştir. ​Mısırbilim çalışmalarında ve döneme ait epigrafik kalıntılarda, kraliyet sarayının iç dinamiklerini sarsan olağanüstü bir olaydan bahsedilir. Bu olay, Mısır tarih yazımınd...

ABYDOS KRAL LİSTESİ: TARİHİN HAFIZASINI ŞEKİLLENDİREN KRALİYET BELGESİ

Resim
  ABYDOS KRAL LİSTESİ: TARİHİN HAFIZASINI ŞEKİLLENDİREN KRALİYET BELGESİ Eski Mısır uygarlığı, geçmişini yalnızca anıtlar ve tapınaklarla değil, aynı zamanda kraliyet soyunu belgeleyen resmî kayıtlarla da gelecek kuşaklara aktarmaya çalışmıştır. Bu belgeler arasında en ünlüsü hiç kuşkusuz Abydos Kral Listesi'dir. İlk bakışta yalnızca firavun adlarının sıralandığı bir liste gibi görünse de, ayrıntılı incelendiğinde bunun yalnızca tarih yazıcılığı amacıyla hazırlanmadığı anlaşılır. Liste, aynı zamanda Mısır devletinin meşruiyet anlayışını, dinsel düşüncesini ve siyasi tercihlerini yansıtan ideolojik bir belgedir. Abydos Kral Listesi, Yukarı Mısır'daki kutsal Abydos kentinde bulunan I. Seti Tapınağı'nın iç duvarına kabartma olarak işlenmiştir. XIX. Hanedan'ın güçlü hükümdarı I. Seti tarafından MÖ 13. yüzyılda yaptırılan bu liste, Mısır'ın ilk hanedan hükümdarı kabul edilen Narmer (bazı araştırmacılara göre Menes geleneğiyle ilişkilendirilir) sonrasındaki kralları krono...

ATRİSUHA HEYKELİ: KARKAMIŞ'IN NEO-HİTİT SANATINDA GÜCÜN, OTORİTENİN VE DEVLET GELENEĞİNİN TAŞA İŞLENMİŞ SEMBOLÜ

Resim
  ATRİSUHA HEYKELİ: KARKAMIŞ'IN NEO-HİTİT SANATINDA GÜCÜN, OTORİTENİN VE DEVLET GELENEĞİNİN TAŞA İŞLENMİŞ SEMBOLÜ Anadolu ile Kuzey Suriye arasındaki geçiş bölgesinde yer alan Karkamış, Tunç Çağı'nın sonlarından Demir Çağı'na uzanan süreçte Yakın Doğu'nun en önemli siyasal ve kültürel merkezlerinden biri olmuştur. Hitit İmparatorluğu'nun MÖ 12. yüzyılın başlarında çöküşünün ardından bölgede ortaya çıkan Geç Hitit (Suriye-Hitit ya da Neo-Hitit) krallıkları arasında Karkamış, hem siyasi istikrarını uzun süre koruyabilmiş hem de anıtsal sanat geleneğini sürdürebilmiş ender merkezlerden biridir. Bu geleneğin günümüze ulaşan en etkileyici örneklerinden biri de kamuoyunda çoğu zaman "Katuwa Heykeli" olarak tanıtılan, ancak günümüzde büyük ölçüde Atrisuha Heykeli olarak kabul edilen anıtsal bazalt heykeldir. Uzun yıllar boyunca bu eserin Karkamış Kralı Katuwa'yı tasvir ettiği düşünülmüş, müze katalogları ve popüler yayınların önemli bir bölümü bu görüşü tekra...

MERNEPTAH'IN KARTUŞU VE TARİHSEL GERÇEKLİK: SOSYAL MEDYADAKİ BİR İDDİANIN MISIRBİLİM AÇISINDAN ELEŞTİREL İNCELENMESİ

Resim
  MERNEPTAH'IN KARTUŞU VE TARİHSEL GERÇEKLİK: SOSYAL MEDYADAKİ BİR İDDİANIN MISIRBİLİM AÇISINDAN ELEŞTİREL İNCELENMESİ Dijital çağ, insanlık tarihine ilişkin bilgiye ulaşmayı hiç olmadığı kadar kolaylaştırırken, doğrulanmamış veya bağlamından koparılmış bilgilerin de aynı hızla yayılmasına zemin hazırlamıştır. Özellikle Eski Mısır gibi görsel zenginliği yüksek uygarlıklar söz konusu olduğunda, hiyeroglif yazılar, firavun kartuşları ve anıtsal kabartmalar çoğu zaman estetik kaygılarla yeniden üretilmekte, bu görseller tarihsel gerçeklikten bağımsız biçimde sosyal medya platformlarında milyonlarca kullanıcıya ulaşmaktadır. Tarihe duyulan ilgiyi canlı tutması bakımından bu paylaşımlar önemli bir işlev üstlenmekle birlikte, bilimsel doğruluk açısından aynı ölçüde dikkatli değerlendirilmeleri gerekir. Çünkü tarih, yalnızca etkileyici anlatılarla değil; arkeolojik bağlam, epigrafik çözümleme ve eleştirel kaynak incelemesiyle anlam kazanır. Bu çalışmanın çıkış noktasını da sosyal medyada ...

GÖKHÖYÜK KABARTMALI KÜPÜ: ANADOLU'NUN BEŞ BİN YILLIK SEMBOLİK DÜŞÜNCE MİRASI

Resim
GÖKHÖYÜK KABARTMALI KÜPÜ: ANADOLU'NUN BEŞ BİN YILLIK SEMBOLİK DÜŞÜNCE MİRASI Arkeolojik keşifler bazen yalnızca yeni bir eser kazandırmaz; geçmişi anlama biçimimizi de yeniden şekillendirir. Konya'nın Seydişehir ilçesindeki Gökhöyük yerleşiminde gün ışığına çıkarılan kabartmalı seramik küp de bu nitelikte bir buluntudur. Yaklaşık beş bin yıl öncesine, Erken Tunç Çağı'na tarihlendirilen eser; üzerindeki insan yüzleri, Anadolu yaban keçileri ve hayat ağacı olarak yorumlanan bitkisel kompozisyonuyla kısa sürede kamuoyunun ilgisini çekmiştir. Ancak bilimsel yaklaşım, popüler haber dilinden farklı olarak bu sembolleri kesin hükümlerle değil, arkeolojik kanıtlar ışığında değerlendirmeyi gerektirir. Basında küp çoğunlukla "Hayat Ağacı betimli beş bin yıllık küp" başlığıyla tanıtılmıştır. Oysa bugün için kesin olarak söylenebilecek olan, kabın merkezinde stilize bir bitkisel motif bulunduğudur. Bunun "Hayat Ağacı" olduğu yönündeki değerlendirme, kazı ekibinin ik...

WARKA VAZOSU: İNANNA'YA SUNULAN ADANMIŞLIK VE YAZI ÖNCESİ MEZOPOTAMYA'NIN EN ESKİ ANLATISI

Resim
  WARKA VAZOSU: İNANNA'YA SUNULAN ADANMIŞLIK VE YAZI ÖNCESİ MEZOPOTAMYA'NIN EN ESKİ ANLATISI Mezopotamya uygarlığı denildiğinde akla çoğunlukla çivi yazısı, Sümer kralları ve Gılgamış Destanı gelir. Ancak bütün bunlardan önce ortaya çıkan, insanlığın düşünsel gelişimini taş üzerine işlenmiş sahnelerle belgeleyen eserler de vardır. Bunların en önemlilerinden biri hiç kuşkusuz Warka Vazosu olarak bilinen kutsal törensel vazodur. Yaklaşık MÖ 3200-3000 yıllarına tarihlenen bu alabaster (kaymaktaşı) eser, yalnızca Sümer sanatının değil, dünya sanat tarihinin de günümüze ulaşan en eski anlatı kabartmalarından biridir. Vazo, antik Uruk kentindeki Eanna Tapınak Kompleksi'nde, tanrıça İnanna'ya adanmış kutsal alanda bulunmuştur. Bugün Irak Ulusal Müzesi'nin en değerli eserleri arasında yer alan bu vazonun kabartmaları, rastgele hazırlanmış süslemeler değildir. Aksine, dönemin dinsel düzenini, ekonomik örgütlenmesini ve siyasal meşruiyet anlayışını sistematik biçimde anlatan ...

ROMA DOĞUSUNDA KUTSAL EL SEMBOLİZMİ: NİHA'DAN HELİOPOLİS JÜPİTERİ'NE ADANMIŞ BRONZ ADAK ELİ

Resim
  ROMA DOĞUSUNDA KUTSAL EL SEMBOLİZMİ: NİHA'DAN HELİOPOLİS JÜPİTERİ'NE ADANMIŞ BRONZ ADAK ELİ Roma İmparatorluğu'nun doğu eyaletlerinde gelişen dinsel yaşam, yalnızca klasik Yunan ve Roma tanrılarını değil, yerel Sami geleneklerini de bünyesinde birleştiren son derece zengin bir kültürel sentez ortaya koymuştur. Günümüzde Louvre Müzesi'nde korunan ve Lübnan'ın Bekaa Vadisi'ndeki Niha antik kutsal alanında bulunan bronz adak eli (votive hand), bu sentezin en çarpıcı arkeolojik belgelerinden biridir. İlk bakışta yalnızca insan elini betimleyen sıradışı bir bronz eser gibi görünse de, ikonografisi incelendiğinde Roma Yakın Doğusu'nun inanç dünyasına açılan önemli bir pencere olduğu anlaşılmaktadır. Eser, MS 2. ile 3. yüzyıllar arasına tarihlendirilmektedir. Döküm bronzdan üretilmiş olan eser, insan sağ elini dik konumda göstermektedir. Avuç içine yüksek kabartma olarak yerleştirilen tanrı figürü, uzun işlemeli giysisi, yüksek silindirik başlığı ve simetrik duru...