GRIFFİN, HYPERBOREA VE APOLLO: ROMA DÖNEMİ TERRAKOTTA PLAKETİNİN MİTOLOJİK VE İKONOGRAFİK ÇÖZÜMLEMESİ

 


GRIFFİN, HYPERBOREA VE APOLLO: ROMA DÖNEMİ TERRAKOTTA PLAKETİNİN MİTOLOJİK VE İKONOGRAFİK ÇÖZÜMLEMESİ

Roma İmparatorluğu'nun erken döneminde üretilen pişmiş toprak kabartmalar, yalnızca mimari süsleme unsurları değil, aynı zamanda klasik dünyanın mitolojik hafızasını taşıyan önemli görsel belgelerdir. Metropolitan Museum of Art koleksiyonunda bulunan ve envanter numarası 08.258.31 ile kayıtlı "Terracotta Plaque with a Griffin and an Arimasp or Hyperborean", bu geleneğin en dikkat çekici örneklerinden biridir. Augustus ya da Julio-Claudian dönemine (MÖ 27 – MS 68) tarihlenen eser, ilk bakışta sıradan bir mitolojik sahne gibi görünse de, ayrıntıları incelendiğinde Antik Yunan mitolojisinin en ilginç anlatılarından birine kapı aralar.

Kabartmanın merkezinde yer alan yaratık, aslan gövdesi ile kartal başı ve kanatlarını birleştiren griffindir. Antik dünyanın en güçlü koruyucu yaratıklarından biri kabul edilen griffin, özellikle kuzeydoğudaki İskit coğrafyasıyla ilişkilendirilmiştir. Eski Yunan yazarları Aristeas, Herodotos ve Aiskhylos'un aktardığı geleneklere göre griffinler, Rhipaion Dağları çevresindeki altın yataklarını koruyan kutsal bekçilerdir. Bu altınları ele geçirmek isteyen tek gözlü Arimasplar ile aralarında sürekli mücadele yaşandığına inanılmıştır.

Ancak Metropolitan Museum'daki bu eser, klasik anlatıdan belirgin biçimde ayrılır. Burada griffin saldırgan değildir; aksine önündeki insan figürünün dizine nazikçe pençesini uzatırken, adamın elindeki kaptan dökülen sıvıyı yalamaktadır. Bu ayrıntı, savaş yerine törensel bir karşılaşmayı düşündürmektedir. İşte bu nedenle modern sanat tarihçileri, figürün yalnızca bir Arimasp olmayabileceğini, Hyperborea'dan gelen bir Apollo rahibini veya kutsal görevliyi temsil etmiş olabileceğini ileri sürmektedir.

Kabartmadaki ikinci önemli ayrıntı, insan figürünün arkasında yükselen büyük üçayaktır (tripod). Antik Yunan dünyasında tripod, özellikle Apollon kültünün en güçlü sembollerinden biridir. Delphi Kâhini'nin oturduğu kutsal üçayak da aynı geleneğin ürünüdür. Bu nedenle eserdeki tripod, sahnenin yalnızca fantastik yaratıklarla ilgili olmadığını; aynı zamanda Apollon kültüyle bağlantılı dinsel bir anlatıyı temsil ettiğini göstermektedir.

Hyperborea, Antik Yunan düşüncesinde "Boreas'ın, yani kuzey rüzgârının ötesindeki ülke" anlamına gelir. Burası sonsuz baharın hüküm sürdüğü, insanların hastalık ve yaşlılık bilmediği efsanevi bir diyardır. Pindaros, Herodotos, Diodoros Siculus ve daha sonraki klasik yazarlar, Apollon'un yılın belirli dönemlerinde Hyperborea'ya gittiğine dair gelenekleri aktarırlar. Bazı mitolojik anlatılarda tanrının bu yolculuğu griffinler eşliğinde yaptığı da belirtilmektedir. Bununla birlikte bu anlatılar tarihsel gerçeklik değil, Antik Çağ'ın kutsal coğrafya anlayışının bir parçasıdır.

Kabartmadaki griffinin insan figürüyle kurduğu dostane ilişki, bu nedenle büyük önem taşır. Çünkü Arimasplarla yapılan savaş sahnelerinde griffinler daima saldırgan biçimde tasvir edilirken, burada kutsal hayvan ile insan arasında uyum görülmektedir. Bu durum araştırmacıları, figürün altın hırsızı bir Arimasp değil, Apollon'un kutsal hizmetkârlarından biri olabileceği sonucuna götürmektedir. Metropolitan Museum'un eser adında "Arimasp veya Hyperborean" ifadesini kullanmasının nedeni de budur. Müze, mevcut ikonografik verilerin kesin bir kimlik tespitine izin vermediğini özellikle vurgulamaktadır.

Sanatsal açıdan değerlendirildiğinde eser, Augustus döneminin klasikleşme anlayışını da yansıtır. Roma sanatçıları, Helenistik dünyanın mitolojik repertuvarını benimsemiş; bunu kendi estetik anlayışlarıyla yeniden yorumlamıştır. Derin kabartma tekniği, anatomik ayrıntılar, griffinin kas yapısı ve kanatlarındaki tüy işçiliği bu yüksek sanat anlayışının göstergeleridir. Terrakotta olmasına rağmen taş kabartmaları aratmayacak bir plastik etki oluşturması da dikkat çekicidir.

Bu eser aynı zamanda Roma dünyasının mitolojiye yaklaşımını anlamak açısından önemlidir. Mitolojik anlatılar yalnızca geçmişe ait hikâyeler değil; imparatorluk döneminde din, siyaset, sanat ve kültürel kimliğin ortak dili hâline gelmiştir. Griffin burada yalnızca fantastik bir yaratık değildir; kutsal düzeni, ilahi korumayı ve Apollon'un kozmik otoritesini temsil eden güçlü bir simgedir.

Bugün Metropolitan Museum of Art'ta korunan bu terrakotta kabartma, mitoloji ile ikonografi arasındaki ilişkinin en zarif örneklerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Eser, tek bir sahne içerisinde hem Arimasp efsanesini hem Hyperborea inancını hem de Apollon kültünü bir araya getirerek Roma sanatının anlatım gücünü gözler önüne sermektedir.

EDİTÖRÜN NOTU

Bu çalışmada kullanılan görsel, Metropolitan Museum of Art koleksiyonunda bulunan Terracotta Plaque with a Griffin and an Arimasp or Hyperborean (Accession Number: 08.258.31) adlı eserin dijital görselidir. Görselin renk, ışık ve çözünürlüğü dijital ortamda farklılık gösterebilir. Eserin değerlendirilmesi güncel akademik yayınlar ve müze kayıtları esas alınarak hazırlanmıştır.

KAYNAKLAR

1- Metropolitan Museum of Art. Terracotta Plaque with a Griffin and an Arimasp or Hyperborean. Accession No. 08.258.31, New York.

2- Boardman, John. Greek Art. London: Thames & Hudson, 1996.

3- Herodotos. Historiai (Tarih). Çeşitli akademik edisyonlar.

4- Pindaros. Pythian Odes. Loeb Classical Library. Harvard University Press.

5- Diodorus Siculus. Library of History. Loeb Classical Library.

6- LIMC (Lexicon Iconographicum Mythologiae Classicae). Zürich: Artemis Verlag.


NOT : 

Bu tarihsel yolculuğun devamından ve yeni araştırmalarımdan anında haberdar olmak isterseniz, blogumun sol üst köşesindeki menü ikonuna dokunarak "Takip et" butonuna tıklayabilirsiniz.


✍️ Araştırmacı / Yazar: Muhittin Yalçınkaya

19 Temmuz 2026 @NkayaMuhittin



© 2026 Muhittin Yalçınkaya. Burada yer alan tüm içerikler Muhittin Yalçınkaya'ya aittir; izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve paylaşılamaz.

Yorumlar

  1. Sanat, tarih boyunca inançların en kalıcı hafızası olmuştur.

    YanıtlaSil
  2. Korunan altın, çoğu zaman maddi zenginliği değil; bilgiyi ve kutsallığı temsil eder.

    YanıtlaSil
  3. Mitoloji, insanlığın gerçeği semboller aracılığıyla anlamlandırma çabasının en eski dilidir.

    YanıtlaSil
  4. Bir kabartma, bazen yüzlerce sayfalık tarih kitabından daha fazla anlam taşıyabilir.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

​En Çok Okunan Makaleler

GÖBEKLİTEPE’NİN KADİM GÖLGESİNDE BİR ESTETİK DEVRİMİ: BONCUKLU TARLA, MEZOPOTAMYA’NIN TAŞTAN HAFIZASI VE İNANCI ŞEKİLLENDİREN İLK KÖY

ANADOLU’NUN BRONZA KAZINAN HAFIZASI: HATTUŞA BRONZ TABLETİ VE HİTİT DİPLOMASİSİNİN ÖLÜMSÜZ BELGESİ

SAHRA’NIN TAŞA KAZINMIŞ HAFIZASI: DABOUS ZÜRAFALARININ ANLATTIKLARI

GÜCÜN SARHOŞLUĞUNDAN TABİATIN ÇIPLAKLIĞINA: NEBUKADNEZAR’IN AYNASI

ANTİK DÜNYANIN FABRİKASI: BARBEGAL SU DEĞİRMENLERİNİN ŞAŞIRTAN GÜCÜ - ROMA MÜHENDİSLİĞİNİN ZİRVESİ: BARBEGAL VE İLK ENDÜSTRİYEL ÜRETİM