ZİHİNSEL DÖNÜŞÜMÜN KAÇINILMAZ EŞİĞİ
ZİHİNSEL DÖNÜŞÜMÜN KAÇINILMAZ EŞİĞİ
İlahiyatçı Prof. Dr. Niyazi Kahveci’nin toplumsal röntgenimizi çeken çarpıcı tespitleri, bugün içinde bulunduğumuz sosyo-kültürel tıkanıklığın ne denli derin olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Ülkemizde en çok rağbet gören ancak hayata tatbik edilme noktasında en büyük boşluğu yaratan kavramın din olması, halkın zihin yapısındaki kronik bir problemin işaretidir. Bu zihinsel anakronizm, toplumun kendi elleriyle büyüttüğü putların altında ezilmesine ve faturayı yine milletçe ödememize neden oluyor.
On bin yıl öncesinin anlayışıyla modern dünyayı anlamlandırmaya çalışmak, şizofrenik bir gerçeklik algısı yaratır. Kiralık sermaye ile ekonomi, kiralık felsefe ile de bağımsız bir düşünce dünyası inşa edilemez. Çağdışı bir insan malzemesiyle çağdaş bir medeniyet kurma çabası, beyhude bir uğraştır. Önümüzdeki otuz yılın sert gerçeği şudur: Ya teknolojik bir varlık olacağız ya da tarihin tozlu raflarında gereksiz bir unsur haline geleceğiz.
Batı dünyasında dini mezhepler teolojik ve zihinsel bir zemine otururken, coğrafyamızda siyasal çıkarların meşrulaştırma aracı haline getirilmiştir. Düşünmenin ve sorgulamanın neredeyse hiç uğramadığı bir teamülcülük anlayışı, bizi "elin oğlunun" ürettiği teknolojiye mahkum etmektedir. Yeraltı ve yerüstü kaynaklarımızı tükettikten sonra havayı betonla doldurup geçinmeye çalışmak, üretmeyen bir toplumun intihar senaryosudur.
Beş bin yıl önceki totemizm kavramının bugün "şeyhlik" ve "şıhlık" kisvesi altında yaşamaya devam etmesi, felsefeden yoksun bir toplumun doğal sonucudur. Kendi insanını sömüren bir anlayış, "ekonomik ensest ilişki" olarak tanımlanabilecek bir vatan hainliğidir. Bilimin, tarihin ve sosyal bilimlerin felsefesini kavramadan, Kur'an'ın hedef ve karakterini bütünsel bir bakışla analiz etmeden bin beş yüz yıl öncesine hapsolmaktan kurtulamayız.
Aklımızın çapını genişletmek zorundayız. Batı'da akıl üzerine binlerce eser verilirken, bizim bu temel kavramı bile tanımlayamamış olmamız büyük bir eksikliktir. 21. yüzyılda dinsel düşünme değil, akılcı ve bilimsel düşünme esastır. Dindar olmanın yolu, hurafelerden değil, akıl ve bilim süzgecinden geçmektedir. Zira çağın gerisinde kalmak, sadece kültürel bir kayıp değil, varoluşsal bir tehdittir.
✍️ : Muhittin Yalçınkaya
14 Mayıs 2026 @NkayaMuhittin

Yorumlar
Yorum Gönder