UŞAKLI HÖYÜK’ÜN KAYIP ÇOCUKLARI: HİTİT DÜNYASINDA RİTÜEL, ÖLÜM VE GİZEMLİ DAİRESEL YAPI

 


UŞAKLI HÖYÜK’ÜN KAYIP ÇOCUKLARI: HİTİT DÜNYASINDA RİTÜEL, ÖLÜM VE GİZEMLİ DAİRESEL YAPI

Anadolu'nun ortasında, Yozgat yakınlarında yükselen Uşaklı Höyük, Hitit dünyasının henüz bütün yönleriyle anlaşılmamış merkezlerinden biridir. 2025 kazı sezonunda burada ortaya çıkarılan bebek ve küçük çocuk kalıntıları, yalnızca yeni bir arkeolojik buluntu olarak değil, Hitit toplumunun ölüm, ritüel ve kutsal mekân anlayışını yeniden düşünmemizi sağlayan sıra dışı bir veri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Fakat bu keşif sosyal medyada yayılırken önemli bir bilgi karmaşasına da dönüştü. Paylaşılan görselde “Archaeologists found 3200 year old children's remains arranged in Hittite ritual circle” yani “Arkeologlar Hitit ritüel çemberinde dizilmiş 3200 yıllık çocuk kalıntıları buldu” ifadesi yer alıyor. Görseldeki arkeolojik alan gerçekten Uşaklı Höyük'tür; ancak yazıdaki “çocukların ritüel çember içinde dizildiği” ifadesi bilimsel verinin söylediğinden daha ileri bir yorumdur.

Uşaklı Höyük, Orta Anadolu platosunda yer alan ve uzun süreli bir yerleşim geçmişine sahip önemli bir höyüktür. İtalyan Arkeoloji Misyonu'nun yürüttüğü araştırmalar 2008'de başlayan yüzey araştırmalarının ardından 2013'ten itibaren sistematik kazılarla devam etmektedir. Alanın özellikle Hitit dönemine ait mimari kalıntıları, seramikleri, hayvan kemikleri ve yazılı belgeleri, Orta Anadolu'nun Geç Tunç Çağı toplumlarının siyasi, ekonomik ve dinsel yapısını anlamak açısından önem taşımaktadır.

2025 yılında gerçekleştirilen kazılar, bu uzun araştırma tarihinin en dikkat çekici sonuçlarından birini ortaya çıkardı. Höyüğün kuzeyindeki teras alanında, Hitit dönemine ait olduğu düşünülen ve 2021 yılında keşfedilmiş olan taş Dairesel Yapı'nın çevresinde araştırmalar yoğunlaştırıldı. Yapının doğu tarafındaki taş döşemeyi örten toprak içerisinde bir bebeğe ait diş bulundu. Bu buluntu, daha önce ortaya çıkarılmış neredeyse bütün bir bebek iskeleti, başka bir bebeğe ait kalıntılar ve dört perinatal bireye ait parçalı kemiklerle birlikte değerlendirildiğinde, alanda en az yedi bebek veya doğum çevresindeki çok küçük bireye ait kalıntı bulunduğunu göstermektedir.

Burada özellikle “yedi çocuk” ifadesinin de dikkatli kullanılması gerekir. Arkeolojik açıklamalarda söz konusu bireylerin önemli bir bölümü “infant” ve “perinatal” olarak tanımlanmaktadır. Yani bunların tamamını daha büyük yaştaki çocuklar gibi düşünmek doğru değildir. Bazıları yeni doğmuş veya doğum çevresinde ölmüş bebeklerdir. Bu nedenle bilimsel açıdan “en az yedi bebek ve perinatal bireye ait kalıntı” ifadesi, “yedi çocuk” ifadesinden daha isabetlidir.

Daha da önemli bir nokta vardır: Bu kalıntılar klasik anlamda hazırlanmış mezarlar değildir. Araştırmacılar, kemiklerin belirgin mezar çukurlarına veya seramik küplere yerleştirilmediğini; kül tabakaları, hayvan kemikleri ve seramik parçalarıyla birlikte düzensiz biçimde bırakıldığını bildirmektedir. Bazı kalıntılar dağınık halde, bazıları ise diğer malzemelerle birlikte bulunmuştur. Bu nedenle “çocukların bir çember halinde gömüldüğü” ifadesi mevcut arkeolojik veriyi tam olarak karşılamamaktadır.

Peki o halde “ritüel çember” ifadesi nereden geliyor?

Burada iki farklı arkeolojik unsur birbirinden ayrılmalıdır. Birincisi, taşlardan oluşturulmuş ve araştırmacılar tarafından “Dairesel Yapı” olarak adlandırılan mimari unsurdur. İkincisi ise bu yapının yakınında bulunan bebek ve perinatal kalıntılarıdır. Arkeologların dikkatini çeken şey, bu iki unsurun aynı arkeolojik bağlam içinde bulunmasıdır. Dolayısıyla çocuk kalıntılarının Dairesel Yapı ile bağlantılı olduğu konusunda güçlü bir arkeolojik ilişki vardır; fakat çocukların taş çemberin içine geometrik bir düzen içinde yerleştirildiğini söylemek için yeterli kanıt bulunmamaktadır.

Bu ayrım küçük görünse de arkeolojik yorum açısından son derece önemlidir. Çünkü “çemberin çevresine dizilmiş çocuklar” ifadesi belirli bir ritüel uygulamanın doğrudan gözlemlendiği izlenimini yaratır. Oysa elimizdeki veri daha ihtiyatlı bir tablo ortaya koymaktadır: Dairesel Yapı'nın yakınında, kül, hayvan kemikleri ve seramiklerle ilişkili, alışılmış mezar uygulamalarından farklı insan kalıntıları bulunmaktadır.

Dairesel Yapı'nın kendisinin işlevi de kesin olarak belirlenmiş değildir. 2021'den bu yana araştırılan yapı, taşlardan oluşturulmuş özgün bir mimari düzenlemeye sahiptir ve çağdaş Anadolu yerleşimleri içerisinde doğrudan karşılaştırılabilecek benzerlerinin azlığı nedeniyle önem taşımaktadır. Yapının konumu, yakınındaki açık alanlar, döşemeler ve olası ritüel faaliyet izleri, onun özel bir işlev taşıdığı düşüncesini güçlendirmektedir. Ancak “tapınak”, “kurban alanı” veya “çocuk mezarlığı” gibi kesin tanımlamalar için araştırmaların tamamlanması gerekmektedir.

2026 kazı sezonu bu açıdan yeni bilgiler sağlamıştır. Dairesel Yapı'nın batısındaki açık alanda, zaman içinde birikmiş toprak, kül, hayvan kemikleri ve seramik parçalarından oluşan tabakalar incelenmiştir. Bu alanın doğal bir eğim üzerinde bulunduğu, yapının kullanımı boyunca açık alan niteliğini koruduğu anlaşılmıştır. Ayrıca seramik parçaları, ateş izleri ve olası libasyon kaplarına ait buluntular, Dairesel Yapı çevresindeki faaliyetlerin yalnızca sıradan bir yerleşim kullanımından ibaret olmayabileceğini düşündürmektedir.

2026 araştırmalarında ortaya çıkan bir başka dikkat çekici buluntu, taş veya mineralden yapılmış küçük bir mühürdür. Üzerinde Anadolu hiyeroglifleriyle ilişkili bir yazı bulunan bu mühürde, sahibinin adının bilinçli olarak aşındırılmış olabileceği anlaşılmıştır. Bu buluntu doğrudan çocuk kalıntılarıyla ilgili değildir; ancak Dairesel Yapı çevresinin Hitit toplumundaki sembolik ve idari bağlamını anlamak bakımından önemlidir. Aynı alanda bulunan farklı materyaller, buradaki faaliyetlerin yalnızca tek bir ritüelden oluşmadığını düşündürmektedir.

Araştırmacıların Dairesel Yapı'nın ritüel bir işlev taşımış olabileceğini düşünmelerinin başka nedenleri de bulunmaktadır. Yapının konumu, olası kutsal mimariyle ilişkisi ve çevresinde bulunan kül, hayvan kemikleri, seramikler ve açık alan kullanımı bu yorumu destekleyen unsurlardır. Ayrıca Hitit ritüel metinlerinde tanrılarla, özellikle Fırtına Tanrısı kültüyle ilişkili törenlerde açık alanların, su kaynaklarının, korulukların ve kurban çukurlarının kullanıldığı bilinmektedir. Ancak yazılı bir ritüel metni ile Uşaklı Höyük'teki taş yapıyı doğrudan özdeşleştirmek henüz mümkün değildir.

Uşaklı Höyük'ün Hitit dünyasındaki konumu da bu nedenle önemlidir. Araştırma ekibi, yerleşimin Hitit metinlerinde adı geçen Zippalanda ile özdeşleştirilebileceğine ilişkin güçlü bir hipotez geliştirmiştir. Zippalanda, Hitit dini dünyasında özellikle Fırtına Tanrısı kültüyle ilişkili önemli bir merkez olarak bilinir. Ancak Uşaklı Höyük = Zippalanda eşitliği henüz tartışmasız biçimde kanıtlanmış değildir. Bu nedenle “Uşaklı Höyük kesin olarak Zippalanda'dır” demek yerine “Zippalanda ile özdeşleştirilmesi önerilen önemli adaylardan biridir” demek akademik açıdan daha doğrudur.

Çocuk kalıntılarının bulunduğu bağlamı anlamaya çalışırken, Hitit dünyasında çocukların ölümden sonra nasıl ele alındığı sorusu özellikle önem kazanır. Hitit yazılı kaynakları ritüeller konusunda oldukça zengindir; ancak ölen çocukların bedenlerine uygulanan işlemler konusunda bilgilerimiz çok daha sınırlıdır. Bu nedenle Uşaklı Höyük'teki buluntu, yazılı kaynakların sessiz kaldığı bir alanı arkeolojik olarak araştırma fırsatı sunmaktadır.

Ancak burada “insan kurbanı” kavramını kullanırken çok daha dikkatli olmak gerekir. Şu anda Uşaklı Höyük'teki bebeklerin kurban edildiğini kanıtlayan kesin bir veri bulunmamaktadır. Kalıntıların ritüel bir bağlamla ilişkili olması, onların mutlaka kurban edildiği anlamına gelmez. Ölüm biçimi, ölüm nedeni ve bedenlerin neden bu alana bırakıldığı henüz kesin olarak açıklanmış değildir.

Bu nedenle “Hititlerde çocuk kurbanı bulundu” şeklindeki bir başlık bilimsel olarak savunulabilir değildir. Daha doğru ifade, “Hitit dönemine ait Dairesel Yapı'nın yakınında, ritüel nitelik taşıdığı düşünülen bir bağlam içinde en az yedi bebek ve perinatal bireye ait kalıntılar bulundu” şeklindedir.

Bu ayrım aynı zamanda arkeolojinin yöntemsel sınırlarını da gösterir. Arkeolog doğrudan gördüğü şeyi tanımlar: kemik, kül, seramik, hayvan kalıntısı, taş yapı ve bunların stratigrafik ilişkileri. Daha sonra bu verilerden hareketle yorum geliştirir. “Kurban”, “ayin”, “kutsama”, “koruma” veya “ölüm töreni” gibi kavramlar ise yorum kategorileridir. Bunların bilimsel olarak kullanılabilmesi için birden fazla kanıtın birbirini desteklemesi gerekir.

Uşaklı Höyük'teki bebek dişi bu nedenle özel bir önem taşımaktadır. Araştırmacılar bu dişin hem daha hassas bir tarihleme hem de antik DNA araştırması açısından değerli olduğunu belirtmektedir. Dişin iyi korunmuş olması, gelecekte bu bireylerin biyolojik özellikleri ve bölgedeki topluluklarla ilişkileri konusunda önemli bilgiler sağlayabilir. Ancak bu analizlerin sonuçları yayımlanmadan çocukların yerli veya yabancı olduklarını söylemek mümkün değildir.

İzotop analizleri de benzer biçimde güçlü bir araştırma aracıdır. İnsan diş ve kemiklerinden elde edilen izotop verileri, beslenme ve bazı durumlarda yaşam boyunca gerçekleşen hareketlilik hakkında bilgi sağlayabilir. Ancak “izotop analizi yapılacak ve çocukların nereden getirildiği kesin olarak ortaya çıkacak” şeklindeki kesinlik içeren ifadeler, araştırmanın henüz tamamlanmamış olduğu düşünüldüğünde erken bir sonuç olur.

Başbük Höyük ile Uşaklı Höyük arasındaki karışıklık da özellikle düzeltilmelidir. Başbük, Türkiye'nin güneydoğusunda önemli bir arkeolojik merkezdir; ancak burada öne çıkan ünlü buluntu, Hitit dönemine ait çocuk kalıntıları değildir. Başbük'teki başlıca olağanüstü buluntu, Yeni Asur etkilerinin görüldüğü Demir Çağı'na ait yeraltı kompleksindeki kaya kabartmaları ve tanrı figürleriyle ilgilidir. Dolayısıyla Başbük ve Uşaklı Höyük iki ayrı arkeolojik bağlamdır.

Sosyal medyada dolaşan görselin kendisi ise Uşaklı Höyük'le ilgilidir. Görselde görülen hava fotoğrafı, höyük ve terasın kuzeyden drone ile çekilmiş genel görünümüdür. Fotoğrafın alt kısmında Dairesel Yapı'nın bulunduğu Area F, üst bölümde ise büyük Building II olarak adlandırılan yapı alanı görülmektedir. Bu nedenle görselin makalede kullanılması uygundur; fakat görselin üzerine eklenmiş “çocukların ritüel çemberde dizildiği” ifadesi bilimsel bir fotoğraf açıklaması olarak kullanılmamalıdır.

Bu görselin önemli bir başka özelliği de şudur: Fotoğraf, çocuk kalıntılarını göstermemektedir. Fotoğraf, çocuk kalıntılarının bulunduğu arkeolojik alanın genel konumunu göstermektedir. Bu nedenle blogda fotoğrafın altına “3200 yıllık çocuk kalıntıları” yazmak yerine, “Uşaklı Höyük'ün kuzeyden drone görüntüsü; alt bölümde Hitit dönemine ait Dairesel Yapı'nın bulunduğu Area F görülmektedir” şeklinde açıklama yapılması daha doğrudur. Fotoğrafın özgün kaynağı ve kullanım izni de ayrıca belirtilmelidir.

Böylece sosyal medya görselindeki sansasyonel anlatıyla bilimsel gerçek arasındaki fark daha açık hale gelir. Evet, yaklaşık 3200 yıl önce yaşamış bebek ve perinatal bireylere ait kalıntılar vardır. Evet, bunlar Hitit dönemine ait bir alanla ilişkilidir. Evet, Dairesel Yapı'nın çevresi muhtemelen ritüel faaliyetlerle bağlantılıdır. Fakat hayır, mevcut veriler çocukların bir taş çember içerisinde geometrik olarak dizildiğini veya insan kurbanı olarak öldürüldüğünü kanıtlamamaktadır.

Asıl büyük soru burada başlar.

Bu çocukların bedenleri neden sıradan mezarlık uygulamalarından farklı bir biçimde bırakılmıştı?

Neden kül, hayvan kemikleri ve seramik parçalarıyla aynı bağlamda bulunuyorlardı?

Dairesel Yapı'nın işlevi neydi?

Bu alan belirli bir ritüelin merkezi miydi?

Çocukların ölümleri doğal nedenlerle mi gerçekleşmişti, yoksa bedenleri ölümden sonra özel bir uygulamanın parçası mı olmuştu?

Ve belki de en önemlisi: Hitit toplumunda bebeklik ve çocukluk, ölümden sonra yetişkinlikten farklı bir toplumsal ve dinsel statüye sahip miydi?

Bugün bu soruların tamamına cevap veremiyoruz. Fakat bilimsel keşfin değeri de tam burada ortaya çıkıyor. Uşaklı Höyük'teki buluntular bize hazır bir hikâye sunmaktan çok, Hitit toplumunun görünmeyen taraflarını yeniden düşünmemizi sağlayan bir arkeolojik problem sunuyor.

Kralların, savaşların ve imparatorlukların tarihi çoğu zaman yazılı belgelerle aktarılır. Ancak bir uygarlığın gerçek toplumsal yapısını anlamak için yalnızca krallara bakmak yeterli değildir. Bebeklerin nereye bırakıldığı, ölülerin nasıl ele alındığı, hayvanların hangi bağlamlarda tüketildiği ve bazı mekânların neden özel kabul edildiği de aynı derecede önemlidir.

Uşaklı Höyük'ün “kayıp çocukları” bu nedenle yalnızca Hitit tarihinin küçük bir ayrıntısı değildir. Onlar, yaklaşık 3200 yıl önce yaşamış insanların ölümle kurduğu ilişkinin arkeolojik izleridir.

Bugün için söyleyebileceğimiz en güçlü sonuç şudur: Uşaklı Höyük'te Hitit dönemine ait Dairesel Yapı'nın yakınında, alışılmış mezarlardan farklı bir bağlamda en az yedi bebek ve perinatal bireye ait kalıntılar bulunmuştur. Bu alanın ritüel niteliği giderek güçlenen bir araştırma hipotezidir; ancak çocukların kurban edildiği veya çember biçiminde dizildiği henüz kanıtlanmış değildir.

Arkeolojinin gerçek gücü, bilinmeyeni kesin bir hikâyeye dönüştürmekte değil, bilinmeyeni doğru sorularla korumaktadır.

Uşaklı Höyük'te henüz cevaplanmamış olan şey belki de keşfin en değerli parçasıdır.

EDİTÖRÜN NOTU

Makalenin başında kullanılan hava fotoğrafı Uşaklı Höyük'e aittir ve temsili bir dijital rekonstrüksiyon değildir. Görsel, Uşaklı Höyük'ün höyük ve teras alanının kuzeyden drone ile görünümünü göstermekte; alt bölümde Dairesel Yapı'nın bulunduğu Area F, üst bölümde ise büyük Building II görülmektedir. Görselin özgün fotoğraf kaynağı Uşaklı Höyük Archaeological Project / University of Pisa olarak belirtilmiştir.

Ancak görselin üzerinde yer alan “ARCHAEOLOGISTS FOUND 3200 YEAR OLD CHILDREN'S REMAINS ARRANGED IN HITTITE RITUAL CIRCLE” ifadesi bilimsel bir kazı raporu cümlesi olarak kullanılmamalıdır. “Ritüel çemberde dizilmiş” ifadesi, çocuk kalıntılarının gerçek arkeolojik konumundan daha kesin ve sansasyonel bir anlam taşımaktadır. Bilimsel veriler, kalıntıların Dairesel Yapı'nın yakınındaki döşemeli alanla ilişkili düzensiz depozitler olduğunu göstermektedir.

Bu nedenle görsel kullanılacaksa üzerine eklenmiş sosyal medya yazısının ayrıca verilmemesi, fotoğrafın özgün kaynağının belirtilmesi ve telif/kullanım koşullarının kontrol edilmesi önerilir.

KAYNAKLAR

1- D’Agostino, Anacleto. “Scavi e ricerche a Uşaklı Höyük: il cerchio dei bambini perduti.” Pisa: Università di Pisa, Dipartimento di Civiltà e Forme del Sapere, 5 Ağustos 2025.

2- Università di Pisa. “Uşaklı Höyük e il cerchio dei bambini perduti.” Pisa: Università di Pisa, 7 Ağustos 2025.

3- Ministero degli Affari Esteri e della Cooperazione Internazionale. “Anatolia, new discoveries at Uşaklı Höyük.” Roma: Ministero degli Affari Esteri e della Cooperazione Internazionale, 2025.

4- D’Agostino, Anacleto. “Nuove scoperte a Uşaklı Höyük: la cittadella che riemerge e il nome che qualcuno cercò di cancellare.” Pisa: Università di Pisa, Dipartimento di Civiltà e Forme del Sapere, 30 Temmuz 2026.

5- Önal, Mehmet, Celal Uludağ, Yusuf Koyuncu, Selim Adalı. “An Assyrianised rock wall panel with figures at Başbük in south-eastern Turkey.” Antiquity, Cilt 96, Sayı 387. Cambridge: Cambridge University Press, 2022.

6- Collins, Billie Jean. “Purifying a House from Blood: A Hittite Ritual for the Ancient Gods (CTH 446).” Atlanta: Lockwood Press.

7- Uşaklı Höyük Archaeological Project. Kazı, araştırma ve görsel arşivi. Università di Pisa ve uluslararası araştırma ortakları.

GÖRSEL KAYDI

Uşaklı Höyük, höyük ve terasın kuzeyden drone görüntüsü; alt bölümde Area F ve Dairesel Yapı, üst bölümde Area A ve Building II. Görsel kaynağı: Uşaklı Höyük Archaeological Project / University of Pisa. Sosyal medya paylaşımında kullanılan LiveCurious tasarımı, özgün arkeolojik fotoğrafın üzerine eklenmiş grafik ve metinlerden oluşmaktadır.

ALTERNATİF BAŞLIK 1:

UŞAKLI HÖYÜK’TE KAYIP ÇOCUKLAR: HİTİT RİTÜELLERİNİN GİZEMLİ DAİRESİ

ALTERNATİF BAŞLIK 2:

3200 YILLIK SESSİZLİK: UŞAKLI HÖYÜK’TE BEBEKLER, KÜLLER VE HİTİT RİTÜELİ

META AÇIKLAMASI:

Uşaklı Höyük'te en az yedi bebek ve perinatal kalıntı, Hitit ritüelleri ve gizemli Dairesel Yapı hakkında yeni sorular doğuruyor.

SEO ANAHTAR KELİMELER:

Uşaklı Höyük, Hititler, Hitit İmparatorluğu, Hitit ritüelleri, Hitit arkeolojisi, bebek kalıntıları, çocuk kalıntıları, Dairesel Yapı, Zippalanda, Yozgat arkeolojisi, Anadolu arkeolojisi, Geç Tunç Çağı, Hitit dini, ritüel arkeolojisi

ETİKETLER:

Uşaklı Höyük, Hititler, Hitit İmparatorluğu, Hitit ritüelleri, Hitit dini, Hitit arkeolojisi, bebek kalıntıları, çocuk kalıntıları, Dairesel Yapı, Zippalanda, Yozgat, Anadolu arkeolojisi, Geç Tunç Çağı, ritüel, antik Anadolu


YAZAR KAŞESİ VE TESCİL:

✍️ Araştırmacı / Yazar: Muhittin Yalçınkaya 20 Ağustos 2026 @NkayaMuhittin



© 2026 Muhittin Yalçınkaya. Burada yer alan tüm içerikler Muhittin Yalçınkaya'ya aittir; izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve paylaşılamaz.

Yorumlar

  1. Uşaklı Höyük'teki çocuklar bize geçmişin cevaplarını değil, geçmiş hakkında daha doğru sorular sormanın sorumluluğunu bırakıyor.

    YanıtlaSil
  2. Bilimin en büyük erdemi, bilinmeyeni sansasyonla doldurmak değil, “henüz bilmiyoruz” diyebilme cesaretidir.

    YanıtlaSil
  3. Bir çocuğun kemiği, 3200 yıl sonra bile bir toplumun ölüm karşısındaki inancını ve insan hayatına verdiği anlamı sorgulatabilir.

    YanıtlaSil
  4. Bir uygarlığın gerçek yüzünü yalnızca kralların saraylarında değil, ölülerini nereye bıraktığında da aramak gerekir.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

​En Çok Okunan Makaleler

GÖBEKLİTEPE’NİN KADİM GÖLGESİNDE BİR ESTETİK DEVRİMİ: BONCUKLU TARLA, MEZOPOTAMYA’NIN TAŞTAN HAFIZASI VE İNANCI ŞEKİLLENDİREN İLK KÖY

GÜCÜN SARHOŞLUĞUNDAN TABİATIN ÇIPLAKLIĞINA: NEBUKADNEZAR’IN AYNASI

TAŞIN SESİ: 11.000 YILLIK KARAHANTEPE HEYKELLERİ VE İNSANIN İLK KUTSAL İZLERİ

EGE'NİN SON NÖBETÇİSİ: SOUNION'DAKİ POSEİDON TAPINAĞI VE DENİZLERİN TANRISINA ADANAN TAŞLAR

SÜMERLER TÜRK MÜYDÜ? DİLBİLİM, ARKEOLOJİ VE AKADEMİK VERİLER IŞIĞINDA BİR İNCELEME veya SÜMERLERİN KÖKENİ ÜZERİNE AKADEMİK BİR ANALİZ: TÜRK TEZİ NE KADAR GEÇERLİ?