TAŞA VE KİL’E İŞLENEN DENİZ DEHŞETİ: SKYLLA’NIN HOMEROS’TAN VAZO RESMİNE DÖNÜŞEN YÜZÜ

 


TAŞA VE KİL’E İŞLENEN DENİZ DEHŞETİ: SKYLLA’NIN HOMEROS’TAN VAZO RESMİNE DÖNÜŞEN YÜZÜ

Antik Yunan dünyasının en ilginç yaratıklarından biri Skylla'dır. Bugün çoğu insan onu, belinden köpek başları çıkan, balık ya da deniz yılanını andıran kuyruğa sahip kadın biçimli bir deniz canavarı olarak tanır. Oysa bu görüntü, Homeros'un bize bıraktığı Skylla tasvirinin doğrudan bir kopyası değildir. Tam tersine, Skylla'nın sanat tarihindeki serüveni, mitolojik bir karakterin yüzyıllar boyunca nasıl yeniden yorumlandığını gösteren dikkat çekici örneklerden biridir.

Burada ele alınan eser, bilimsel kataloglarda Attika kırmızı figürlü squat lekythos olarak tanımlanan ve gövdesinde trident taşıyan Skylla tasvirini barındıran bir kaptır. Eser MÖ 400–300 arasına tarihlenmektedir ve Tübingen Üniversitesi Arkeoloji Enstitüsü koleksiyonunda E181 envanter numarasıyla kayıtlıdır. Beazley Arşivi'nin kaydı, eserin Attika üretimi olduğunu, kırmızı figür tekniğinde ve ek renk kullanılarak bezendiğini açıkça belirtmektedir.

Dolayısıyla görselin üzerine iliştirilen “Tavan Red-figure Lekythos, Deniz-Köpek Gökyüzü” biçimindeki ifade akademik terminoloji açısından doğru değildir. Buradaki doğru tanımlama, “MÖ 4. yüzyıla tarihlenen Attika kırmızı figürlü squat lekythos; gövdesinde trident taşıyan Skylla tasviri” olacaktır. “Skylla” ya da Latinceleşmiş biçimiyle “Scylla” kullanılabilir. Türkçede ise “Skylla” kullanımı Yunanca adın yapısına daha yakındır.

Skylla'nın asıl ilginçliği, yalnızca bir canavar olması değildir. Onun hikâyesi, edebiyat ile görsel sanatın birbirini her zaman birebir takip etmediğini gösterir.

Homeros'un Odysseia'sının XII. kitabında Skylla, Odysseus'un dönüş yolunda karşılaşmak zorunda olduğu iki ölümcül tehlikeden biridir. Diğer tarafta Charybdis vardır. Bir tarafta gemileri içine çeken korkunç girdap, diğer tarafta kayalıkların üzerinde yaşayan ve gemilerden insanları kapan Skylla bulunur.

Homeros'un Skylla'sı altı başlıdır. Her başın üç sıra dişi vardır. On iki ayağı bulunur ve boyunları uzun bir biçimde uzanır. Ancak Homeros'un anlatımında onun bugün sanat tarihinden bildiğimiz anlamda kadın gövdeli, balık kuyruklu ve belinden köpekler çıkan bir yaratık olduğuna dair ayrıntılı bir tarif yoktur. Hatta onun köpeksi niteliğinin en belirgin unsuru fiziksel görünüşü değil, sesidir. Kirke, Skylla'nın sesinin yeni doğmuş bir yavru köpeğin sesine benzediğini söyler.

Bu ayrıntı son derece önemlidir. Çünkü Skylla'nın daha sonraki sanat tasvirlerinde ortaya çıkan köpek başlarının kökenini anlamaya yardımcı olur. Antik Yunan düşüncesinde Skylla'nın adı, köpek ve köpek yavrusu ile ilişkili sözcüklerle de çağrışım kurabilecek bir ses alanına sahiptir. Böylece deniz, kadın ve köpek unsurları zaman içinde aynı mitolojik varlık üzerinde birleşmiştir.

Modern araştırmalar da Skylla'nın bu üçlü yapısına dikkat çekmektedir: deniz, kadın ve köpek. Bu üç unsurun ağırlığı dönemden döneme değişir. Bazı dönemlerde korkunç deniz canavarı öne çıkar; bazı dönemlerde ise kadın gövdesi ve köpek protomları belirginleşir.

Burada karşımıza çıkan lekythosun önemi tam da bu dönüşümde yatar.

Vazonun gövdesindeki Skylla'nın elinde trident bulunması, onun deniz dünyasıyla olan bağını görsel olarak güçlendiren bir unsurdur. Trident, Yunan sanatında özellikle Poseidon ve deniz tanrılarıyla özdeşleşen güçlü bir simgedir. Skylla'nın elinde görülmesi onu yalnızca “köpek özellikleri taşıyan bir canavar” olmaktan çıkarıp açık biçimde denizsel bir varlık alanına yerleştirir.

Fakat burada dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır: Trident, Homeros'un Skylla tasvirinin bir parçası değildir. Bu ayrıntı, daha sonraki görsel geleneğin ürünüdür. Yani sanatçı, edebi anlatıyı aynen resmetmek yerine Skylla'nın kendi dönemindeki görsel anlamını yeniden kurmuştur.

Bu durum antik Yunan vazo resminin en önemli özelliklerinden birini gösterir. Ressamlar yalnızca yazılı mitleri resmetmiyordu. Mitolojik karakterleri, kendi dönemlerinin sanat anlayışı ve izleyicisinin beklentileri doğrultusunda yeniden biçimlendiriyorlardı.

Skylla'nın sanat tarihindeki dönüşümü bunun çok iyi bir örneğidir.

Erken dönemlerde onun tasviri Homeros'un anlattığı korkunç, çok başlı ve neredeyse ahtapot benzeri yaratığa daha yakın olabilir. Daha sonraki Yunan sanatında ise kadın gövdesi belirginleşir. Bel çevresinden köpek gövdeleri ve başları çıkar. Alt bölümde deniz canlılarını hatırlatan kuyruklar görülür. Böylece Skylla, insan ile hayvanın ve kara ile denizin sınırlarını aynı bedende birleştiren hibrit bir varlığa dönüşür.

Bu nedenle görseldeki figürü yalnızca “kadın üst gövdeli, köpek ve deniz canlılarından oluşan canavar” şeklinde tanımlamak eksik kalır. Daha doğru yaklaşım, bunun Skylla'nın Klasik dönemde gelişmiş ikonografik biçimlerinden biri olduğunu söylemektir.

Burada sanat ile mit arasındaki ilişki özellikle dikkat çekicidir. Çünkü bazen mit sanatın kaynağıdır; bazen de sanat, mitolojik karakterin gelecekte nasıl hatırlanacağını belirler.

Skylla bunun güçlü örneklerinden biridir.

Bir insan, Homeros'un Odysseia'sını okuduğunda zihninde altı başlı korkunç bir deniz canavarı canlandırabilir. Fakat antik bir vazo resmine baktığında karşısında kadın gövdeli, köpek başları ve denizsel özellikleri bulunan bambaşka bir yaratık görebilir. İkisinin adı aynıdır; fakat kültürel hafızadaki görünümleri aynı değildir.

İşte antik sanat tarihinin büyüleyici tarafı burada ortaya çıkar.

Mitler sabit değildir.

Bir toplumun tanrıları, kahramanları ve canavarları yalnızca metinlerde yaşamaz. Onlar vazolarda, heykellerde, mozaiklerde, sikkelerde ve mezar anıtlarında tekrar tekrar biçimlendirilir. Her yeni dönem, eski bir karaktere kendi dünyasından bir şeyler ekler.

Skylla da böyle değişmiştir.

Özellikle MÖ 5. ve 4. yüzyıllarda sanatçılar, onu yalnızca korku yaratmak amacıyla değil, görsel olarak karmaşık ve etkileyici bir hibrit varlık oluşturmak amacıyla da kullanmışlardır. Kadın bedeni güzelliği, köpekler saldırganlığı, deniz kuyruğu ise bilinmeyen ve kontrol edilemeyen deniz dünyasını temsil eden görsel unsurlar olarak okunabilir.

Ancak bu tür sembolik yorumlarda dikkatli olmak gerekir. Antik sanatçının zihninde bu unsurların mutlaka modern araştırmacının yüklediği tek ve kesin anlamı taşıdığını söylemek mümkün değildir. Bir sanat eserinin ikonografisini yorumlamak, doğrudan sanatçının niyetini okumak anlamına gelmez.

Bu yüzden Skylla'nın köpekleri için “şunu kesin olarak simgeler”, trident için “kesinlikle şu düşünceyi anlatır” gibi ifadeler yerine, bunların antik görsel geleneğin içinde oluşturduğu anlam ilişkilerini değerlendirmek daha sağlıklıdır.

Skylla'nın köpeklerle olan ilişkisi ise yalnızca sanatla sınırlı değildir. Homeros'un metninde onun sesi yavru köpeğin sesine benzetilir. Daha sonraki edebi ve görsel geleneklerde köpek unsuru çok daha somut hale gelir. Böylece başlangıçta işitsel bir benzetme olan köpeklik, zaman içinde fiziksel bir ikonografiye dönüşür.

Bu dönüşüm, mitolojik imgelerin nasıl çalıştığını anlamamız açısından çok değerlidir.

Bir başka ifadeyle, Homeros'un Skylla'sı ile vazo ressamının Skylla'sı arasında doğrudan bir “kopyalama” ilişkisi yoktur. Aralarında yüzyıllar boyunca gelişen kültürel bir yorum zinciri vardır.

Bu nedenle elimizdeki lekythos yalnızca üzerinde bir canavar resmi bulunan eski bir kap değildir. O, Yunan toplumunun deniz hakkındaki düşüncelerinin, korkularının ve mitolojik hayal gücünün küçük fakat son derece yoğun bir görsel belgesidir.

Deniz, antik Yunan dünyasında hem hayatın hem de ölümün kaynağıydı. Ticaret, savaş, göç ve kolonizasyon deniz üzerinden gerçekleşiyordu. Fakat aynı deniz, insanın kontrol edemediği fırtınaları, kayalıkları, girdapları ve bilinmeyen canlıları da barındırıyordu.

Skylla bu belirsizliğin mitolojik beden kazanmış biçimlerinden biridir.

Odysseus'un gemisi Skylla ile Charybdis arasından geçerken aslında yalnızca iki canavarın arasından geçmez. İnsan ile doğa, güvenlik ile tehlike, bilgi ile bilinmeyen arasındaki dar bir sınırdan geçer.

Bu açıdan bakıldığında Skylla'nın kadın, köpek ve deniz unsurlarını aynı bedende birleştirmesi tesadüfi bir görsel karmaşa değildir. O, sınırların yaratığıdır.

Ne tamamen insan, ne tamamen hayvan; ne karaya, ne bütünüyle denize ait.

Antik Yunan sanatçısının onu bu kadar etkileyici hale getiren tarafı da budur.

Bugün bu lekythosa baktığımızda yalnızca MÖ 4. yüzyılın bir seramik eserini görmeyiz. Aynı zamanda Homeros'un anlattığı canavarın, yüzyıllar içinde sanatçıların ellerinde nasıl değiştiğini de izleriz.

Dolayısıyla başlangıçta verilen sosyal medya açıklamasındaki temel fikir —eserin Skylla'yı göstermesi, MÖ 4. yüzyıla ait olması, kırmızı figür tekniğiyle yapılması ve figürün trident taşıması— akademik olarak doğrulanabilir. Ancak “Tavan” ifadesi yanlıştır; “Deniz-Köpek Gökyüzü” ifadesi de bilimsel bir eser adı değildir. Ayrıca Skylla'nın kadın gövdeli ve köpek unsurları taşıyan görünüşünün doğrudan Homeros'un Odysseia'sındaki fiziksel betimleme olduğu söylenemez.

Daha doğru ifade şudur:

“MÖ 4. yüzyıla tarihlenen Attika kırmızı figürlü squat lekythos. Tübingen Üniversitesi Arkeoloji Enstitüsü koleksiyonunda bulunan eserin gövdesinde trident taşıyan Skylla tasvir edilmiştir. Figür, Homeros'un Odysseia'sındaki Skylla'nın daha sonraki Yunan sanatında gelişen hibrit ikonografik biçimini yansıtır.”

Bence eserin asıl değeri de burada yatıyor. Çünkü Skylla'nın hikâyesi bize mitlerin yalnızca anlatılmadığını, aynı zamanda yeniden çizildiğini gösteriyor. Homeros'un kelimelerle kurduğu canavar, birkaç yüzyıl sonra ressamın fırçasında başka bir bedene kavuşuyor. Mit değişiyor; fakat isim, korku ve denizle kurduğu bağ yaşamaya devam ediyor.

EDİTÖRÜN NOTU

Bu yazıda kullanılan görsel, sosyal medyada dolaşıma giren ve üzerinde dijital işleme bulunduğu anlaşılan bir görsel olduğu için doğrudan müze vitrini fotoğrafı veya eserin özgün arşiv fotoğrafı olarak değerlendirilmemelidir. Görselin renk, ışık, yüzey ve sergileme ortamında dijital düzenleme/kurgu bulunduğu kabul edilerek kullanılmıştır. Akademik eser tanımlaması ise görselden bağımsız olarak müze/katalog kayıtları ve klasik filoloji ile sanat tarihi literatürü üzerinden yapılmıştır.

Eserin akademik katalog tanımı: Attic red-figure squat lekythos, MÖ 400–300, gövde bezemesi: Scylla with trident, Tübingen, Eberhard-Karls-Universität, Archäologisches Institut, E181.

KAYNAKLAR

1- Classical Art Research Centre, University of Oxford. Beazley Archive Pottery Database, Vase Number 1006059: Athenian Red-Figure Squat Lekythos, Scylla with Trident. Oxford: University of Oxford.

2- Papanastasiou, A. Relations Between Redfigured and Black-glazed Vases in Athens of the 4th Century B.C. Oxford: Archaeopress, 2004.

3- Hopman, Marianne G. Scylla: Myth, Metaphor, Paradox. Cambridge: Cambridge University Press, 2013.

4- Jentel, Marie-Odile. “Skylla I.” Lexicon Iconographicum Mythologiae Classicae, Cilt VIII. Zürich: Artemis Verlag, 1997, s. 1137–1145.

5- Denson, Ryan. “Caerulean Hounds and Puppy-Like Voices: The Canine Aspects of Ancient Sea Monsters.” The Classical Quarterly. Cambridge: Cambridge University Press, 2024, s. 520–531.

6- Homer. Odyssey. Kitap XII. Çeşitli eleştirel ve İngilizce çeviri edisyonları.

7- Trendall, Arthur D. ve Alexander Cambitoglou. The Red-Figured Vases of Apulia. Oxford: Clarendon Press, 1978–1982.

8- Tübingen, Eberhard-Karls-Universität, Archäologisches Institut. Antik Yunan Seramikleri Koleksiyonu, E181.

SEO META AÇIKLAMASI

Skylla'nın Homeros'tan antik vazo sanatına dönüşen ikonografisi ve tridentli MÖ 4. yüzyıl lekythosu üzerine akademik inceleme.

ALTERNATİF SEO BAŞLIKLARI

SKYLLA: HOMEROS’UN DENİZ CANAVARINDAN ANTİK SANATIN HİBRİT YARATIĞINA

MÖ 4. YÜZYIL VAZOSUNDA SKYLLA: DENİZİN, KÖPEĞİN VE KADININ CANAVARI

SEO ETİKETLERİ

Skylla, Scylla, Yunan mitolojisi, Homeros, Odysseia, antik Yunan sanatı, kırmızı figürlü seramik, lekythos, Attika seramiği, antik vazo resmi, deniz canavarları, Yunan ikonografisi, Tübingen, klasik arkeoloji, mitoloji

YASAL KİMLİK VE TELİF

✍️ Araştırmacı / Yazar: Muhittin Yalçınkaya

11 Ağustos 2026 @NkayaMuhittin



© 2026 Muhittin Yalçınkaya. Burada yer alan tüm içerikler Muhittin Yalçınkaya'ya aittir; izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve paylaşılamaz.


Yorumlar

  1. Bir canavarın görünüşü değişebilir; fakat insanın bilinmeyenden duyduğu korku kolay kolay değişmez.

    YanıtlaSil
  2. Deniz nasıl kıyıları birbirine bağlıyorsa, mit de farklı çağları birbirine bağlar.

    YanıtlaSil
  3. Skylla'nın değişen bedeni, mitlerin geçmişte kalmadığını; her çağda yeniden yaratıldığını gösterir.

    YanıtlaSil
  4. İnsan, bilmediği şeyi önce canavarlaştırır; sonra ona bir isim verir.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

​En Çok Okunan Makaleler

GÖBEKLİTEPE’NİN KADİM GÖLGESİNDE BİR ESTETİK DEVRİMİ: BONCUKLU TARLA, MEZOPOTAMYA’NIN TAŞTAN HAFIZASI VE İNANCI ŞEKİLLENDİREN İLK KÖY

ANADOLU’NUN BRONZA KAZINAN HAFIZASI: HATTUŞA BRONZ TABLETİ VE HİTİT DİPLOMASİSİNİN ÖLÜMSÜZ BELGESİ

SAHRA’NIN TAŞA KAZINMIŞ HAFIZASI: DABOUS ZÜRAFALARININ ANLATTIKLARI

ANTİK DÜNYANIN FABRİKASI: BARBEGAL SU DEĞİRMENLERİNİN ŞAŞIRTAN GÜCÜ - ROMA MÜHENDİSLİĞİNİN ZİRVESİ: BARBEGAL VE İLK ENDÜSTRİYEL ÜRETİM

GÜCÜN SARHOŞLUĞUNDAN TABİATIN ÇIPLAKLIĞINA: NEBUKADNEZAR’IN AYNASI