Kayıtlar

Eylül, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ALACAHÖYÜK’ÜN BRONZ GİZEMİ: HATTİLERİN “GÜNEŞ KURSU” OLARAK BİLİNEN TÖRENSEL SEMBOLÜ

Resim
  ALACAHÖYÜK’ÜN BRONZ GİZEMİ: HATTİLERİN “GÜNEŞ KURSU” OLARAK BİLİNEN TÖRENSEL SEMBOLÜ Çorum’un Alaca ilçesindeki Alacahöyük, Anadolu’nun Eski Tunç Çağı’na ilişkin en önemli arkeolojik merkezlerinden biridir. Burada 1930’lu yıllarda gerçekleştirilen kazılarda, son derece zengin metal eserlerin bulunduğu 13 anıtsal mezar ortaya çıkarılmıştır. Uzun yıllar “Kral Mezarları” olarak adlandırılan bu mezarlar, günümüzde daha ihtiyatlı biçimde seçkinlere ait zengin gömüler olarak değerlendirilmektedir. Mezarların içinden altın, gümüş ve tunç eserlerin yanı sıra bugün “törensel standart” veya yaygın adıyla “güneş kursu” olarak tanınan çok sayıda bronz obje ele geçirilmiştir.  Elimizdeki eser, Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin koleksiyonunda bulunan tunç bir törensel standarttır. Müze kayıtlarında “Güneş Kursu (Törensel Sembol)” adıyla ve M.Ö. 2500–2250 tarih aralığıyla tanımlanmaktadır. Alacahöyük buluntuları genelinde ise Eski Tunç Çağı’nın sonlarına, özellikle M.Ö. 3. binyılın son yüzy...

MERMERDE DONMUŞ BİR KADEH KALDIRMA ANI: 4.500 YILLIK KİKLAD “KUPA TAŞIYICISI”

Resim
  MERMERDE DONMUŞ BİR KADEH KALDIRMA ANI: 4.500 YILLIK KİKLAD “KUPA TAŞIYICISI” Yaklaşık 4.500 yıl önce Ege Denizi'ndeki Kiklad Adaları'nda çalışan bir mermer ustası, insan bedenini yalnızca durağan bir biçimde temsil etmekle yetinmedi. Küçük bir mermer bloğundan oturan bir insan figürü, onun oturduğu tabure ve elinde tuttuğu küçük bir kupayı birlikte biçimlendirdi. Bugün Atina'daki Museum of Cycladic Art koleksiyonunda bulunan bu küçük eser, Kiklad sanatının alışılmış imgelerinden ayrılan son derece özgün bir kompozisyon ortaya koyar. Eser müzenin koleksiyonunda ΝΓ0286 (NG0286) numarasıyla kayıtlıdır. Beyaz mermerden yapılmış olan figürün yüksekliği 15,2 santimetredir. Eser, sanat tarihine “The Cup-bearer”, yani “Kupa Taşıyıcısı” adıyla geçmiştir. Yunanca geleneksel adı ise “Ο εγείρων πρόποσιν” olarak verilir. Buradaki adlandırma, figürün gerçekten bir içki törenine katıldığını kanıtlayan yazılı bir belgeye dayanmamaktadır. Aksine, sağ elinde küçük bir kupa tutan figürün b...

İSPANYA’NIN KARANLIK KORKULARI VE GOYA’NIN CADILARIN ŞABATI

  İSPANYA’NIN KARANLIK KORKULARI VE GOYA’NIN CADILARIN ŞABATI Francisco de Goya’nın “Cadıların Şabatı” ya da “Büyük Keçi” olarak bilinen eseri, sanat tarihinin insan korkusunu, batıl inancı ve irrasyonel düşünceyi en çarpıcı biçimde sorgulayan yapıtlarından biridir. Ancak eser hakkında internette dolaşan bazı anlatılar, farklı dönemlere ait olayları ve hatta Goya’nın birbirinden ayrı iki “Cadıların Şabatı” kompozisyonunu birbirine karıştırmaktadır. Bu nedenle önce eserin kimliğini kesin biçimde ortaya koymak gerekir. Madrid’deki Museo Nacional del Prado koleksiyonunda bulunan eser, Francisco de Goya tarafından yaklaşık 1820–1823 yılları arasında yapılmıştır. Prado’nun envanter numarası P00761’dir. Eserin günümüzdeki ölçüleri 140,5 × 435,7 santimetredir. Teknik olarak yağlıboya ile sıva üzerine yapılmış bir duvar resmi iken daha sonra tuvale aktarılmıştır. Goya’nın Madrid yakınlarındaki Quinta del Sordo adlı evini süsleyen ve bugün “Kara Resimler” adıyla bilinen on dört duvar resmin...

ANNE VE ÇOCUK OLARAK YORUMLANAN BİR VINČA FİGÜRÜ: NEOLİTİK BALKANLARIN GİZEMLİ TERRAKOTTA İMGESİ

Resim
  ANNE VE ÇOCUK OLARAK YORUMLANAN BİR VINČA FİGÜRÜ: NEOLİTİK BALKANLARIN GİZEMLİ TERRAKOTTA İMGESİ Neolitik Avrupa'nın maddi kültürü içinde insan bedenini konu alan küçük terrakotta figürinler, yalnızca estetik üretimin örnekleri değildir. Bunlar aynı zamanda yaklaşık yedi bin yıl önce Balkanlar'da yaşayan toplulukların insan bedeni, kimlik, toplumsal roller ve görünmeyen dünyayla kurdukları ilişkinin araştırılmasında önemli arkeolojik kanıtlardır. Vinča kültürüne ait figürinler bu açıdan Avrupa Neolitiğinin en dikkat çekici görsel geleneklerinden birini oluşturur. Burada ele aldığımız eser de bu geleneğin ilginç örneklerinden biridir. Ancak öncelikle önemli bir akademik düzeltme yapmak gerekir. Eser, sosyal medyada ve ikincil paylaşımlarda “yaklaşık MÖ 4500 tarihli anne ve çocuk figürü” şeklinde tanıtılmaktadır. Oysa eserin ulaşılabilen özgün satış kaydı bu kadar kesin değildir. Plakas Auctions tarafından 9 Aralık 2022 tarihinde Londra'da gerçekleştirilen “Antiquities ...

SANAT PİYASASINDA İSMİ OLMAYAN VE DOSTU BULUNMAYAN KADIN: VİKTORYA DÖNEMİNİN GÖRÜNMEYEN EMEĞİ

  SANAT PİYASASINDA İSMİ OLMAYAN VE DOSTU BULUNMAYAN KADIN: VİKTORYA DÖNEMİNİN GÖRÜNMEYEN EMEĞİ İngiliz ressam Emily Mary Osborn'un 1857 tarihli Nameless and Friendless. “The rich man’s wealth is his strong city, etc.” – Proverbs, x, 15 adlı tablosu, Viktorya dönemi İngiltere'sinde kadınların çalışma, eğitim ve sanat piyasasında karşılaştıkları güçlükleri anlatan en dikkat çekici toplumsal içerikli resimlerden biridir. Eser bugün Londra'daki Tate koleksiyonunda T12936 envanter numarasıyla bulunmaktadır. Tuval üzerine yağlıboya olarak gerçekleştirilen çalışma 103,8 × 82,5 santimetre ölçülerindedir. Osborn bu tabloyu yalnızca bir sanatçının resmini satma çabısını göstermek amacıyla ele almamıştır. Kompozisyonun bütün ayrıntıları, ekonomik bağımsızlık arayan genç bir kadının karşılaşabileceği sosyal ve mesleki engelleri görünür hâle getirir. Tablo ilk kez 1857 yılında Royal Academy'de sergilenmiş ve aynı yıl kadın sanatçıların eserlerini sergileme ve satmalarına imkân sağl...

ALTININ İÇİNDE SAKLI BİR HANEDANIN HAFIZASI: ESKİ RYAZAN’IN GÖRKEMLİ KOLTU

Resim
  ALTININ İÇİNDE SAKLI BİR HANEDANIN HAFIZASI: ESKİ RYAZAN’IN GÖRKEMLİ KOLTU 12. yüzyılın sonları ile 13. yüzyılın başları arasında Eski Rusya coğrafyasında üretilen bazı mücevherler, yalnızca bir süs eşyası olarak değerlendirilmemelidir. Bunlar aynı zamanda iktidarın, inancın, toplumsal statünün ve Bizans ile kurulan kültürel ilişkilerin maddi belgeleridir. Moskova Kremlin Müzeleri’nde korunan ve Eski Ryazan Hazinesi ile ilişkilendirilen bu görkemli altın kolt, söz konusu dünyanın en etkileyici örneklerinden biridir. Eser, ilk bakışta büyük ve dairesel bir altın levha izlenimi verir. Ancak arkeolojik ve sanat tarihsel terminoloji açısından onu yalnızca “altın kolye ucu” diye adlandırmak yeterli değildir. Rusça müze terminolojisinde “kolt” olarak geçen bu takı türü, Eski Rus kadın başlıklarına bağlanan değerli bir süs unsurudur. Kremlin Müzeleri eseri “Rusya, Ryazan (?)” kökenli olarak tanımlar; bu küçük soru işareti önemlidir. Çünkü bilimsel kataloglamada üretim yeri kesin olarak ...

MOCHE USTALIĞININ ALTIN, GÜMÜŞ VE BAKIRLA ÖRÜLMÜŞ GÖĞÜS SÜSÜ

Resim
  MOCHE USTALIĞININ ALTIN, GÜMÜŞ VE BAKIRLA ÖRÜLMÜŞ GÖĞÜS SÜSÜ Eski Peru'nun kuzey kıyılarında gelişen Moche ya da İspanyolca kullanımıyla Mochica kültürü, yalnızca olağanüstü seramikleriyle değil, metal işçiliğinde ulaştığı teknik ve estetik düzeyle de Amerika kıtasının Kolomb öncesi uygarlıkları arasında özel bir yere sahiptir. Museo Larco koleksiyonunda bulunan ve ML100117 katalog numarasıyla kayıtlı olan bu göğüs süsü, Moche metal sanatının hem malzeme bilgisine hem de törensel estetiğine ışık tutan dikkat çekici örneklerden biridir. İlk bakışta altın bir takı izlenimi veren eser, gerçekte altın, gümüş ve bakırın birlikte kullanıldığı üçlü bir metal alaşımıyla oluşturulmuştur. Bu ayrıntı önemlidir; çünkü Moche metal sanatını yalnızca “altın işçiliği” şeklinde tanımlamak, bu toplumun geliştirdiği karmaşık metalurjik teknolojiyi küçümsemek olur. Moche ustaları altın, gümüş ve bakırın fiziksel özelliklerini biliyor; farklı oranlarda alaşımlar hazırlıyor ve yüzey işlemleriyle metal...

Serhat Kılıç'ın Sanat Dolu Mirası

  Serhat Kılıç'ın Sanat Dolu Mirası Türk tiyatrosunun ve ekranların unutulmaz yüzü Serhat Kılıç'ın aramızdan ayrılışının derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Sahneye koyduğu her karakterde adeta bir devleşen, sanatını tüm benliğiyle icra eden kıymetli oyuncumuz, gerisinde izleyicilerin kalbinde yer eden benzersiz bir miras bıraktı. Onu izlerken hissettiğimiz o yoğun duygu selini ve tiyatroya olan tutkusunu hiçbir zaman unutmayacağız. Özellikle Alacakaranlık dizisindeki o muazzam tiradı, Türk televizyon tarihinin en keskin ve sarsıcı anlarından biri olarak hafızalarımıza kazındı. Kameranın karşısında veya tiyatro sahnesinde sergilediği ustalık, kelimelere yüklediği anlam ve ses tonundaki o eşsiz güç, onun ne denli büyük bir yetenek olduğunun en net kanıtıydı. O sahnelerdeki her bir mimiği ve duruşu, sanatçının mesleğine duyduğu saygının ve derin sadakatin bir yansımasıydı. Sanat dünyası çok kıymetli bir değerini, bizler ise her rolüyle hayatımıza dokunan özel bir ismi kaybetmenin acısını...

TAŞA İŞLENEN İDEAL KADIN: DEIR EL-BERSHA’DA DJEHUTYHOTEP’İN ADSIZ KIZ KARDEŞİ

Resim
  TAŞA İŞLENEN İDEAL KADIN: DEIR EL-BERSHA’DA DJEHUTYHOTEP’İN ADSIZ KIZ KARDEŞİ Eski Mısır sanatına ilk kez bakan modern göz, bazen karşısındaki figürde anatomik bir tuhaflık arar. Kollar gereğinden uzun görünür, eller doğal olmayan biçimde yerleştirilir, ayaklar aynı anda hem yandan hem de önden algılanabilecek şekilde düzenlenir. Gövde ile omuzlar farklı bakış açılarından gösterilir. Bütün bunlar, modern gerçekçilik anlayışına göre birer “hata” gibi değerlendirilebilir. Oysa Eski Mısır sanatının amacı insan bedenini gördüğü biçimiyle fotoğrafik doğrulukta kopyalamak değildi. Amaç, insanı mümkün olduğunca eksiksiz, düzenli, anlaşılır ve ideal bir biçimde temsil etmekti. British Museum’da EA1150 envanter numarasıyla korunan bu boyalı kireçtaşı kabartma parçası, söz konusu anlayışın son derece açık örneklerinden biridir. Eser, Orta Krallık’ın XII. Hanedanlığına, yaklaşık MÖ 1850 yılına tarihlenir ve Orta Mısır’daki Deir el-Bersha nekropolünde bulunan Djehutyhotep mezarından gelmekte...

TOPRAKTAN DOĞAN ANNELİK: GELA’DAN GELDİĞİ BİLDİRİLEN ARKAİK DÖNEM TERRAKOTA KADIN VE ÇOCUK

Resim
  TOPRAKTAN DOĞAN ANNELİK: GELA’DAN GELDİĞİ BİLDİRİLEN ARKAİK DÖNEM TERRAKOTA KADIN VE ÇOCUK Antik Sicilya’nın toprağından çıkan küçük bir terrakota figürin, boyutlarının küçüklüğüne rağmen insanlık tarihinin en eski ve en güçlü temalarından birini önümüze getirir: anne ile çocuk arasındaki bağ. J. Paul Getty Museum koleksiyonunda bulunan bu eser, 71.AD.141 envanter numarasıyla kayıtlıdır. Yaklaşık 13,6 santimetre yüksekliğindeki figürin, başı örtülü oturan bir kadını ve kucağında öne doğru bakan bir çocuğu gösterir. Getty Museum’un bilimsel kaydında eser MÖ 6.–5. yüzyıllara tarihlenmekte ve Gela’dan geldiği kesin bir arkeolojik bulgu olarak değil, “Gela’dan olduğu bildirilen” bir eser olarak tanımlanmaktadır. Bu ayrım küçük görünse de arkeoloji açısından son derece önemlidir. Çünkü bir eserin üretim yeri, buluntu yeri ve müze koleksiyonuna hangi kanaldan ulaştığı aynı şey değildir. Modern sanat piyasası üzerinden edinilmiş birçok antik eserde kazı kayıtlarının bulunmaması, eserin ...