KARANOVO’DA KİLDEN ŞEKİLLENEN KADIN: YEDİ BİNYIL ÖNCESİNDEN BİR İNSAN BEDENİ TASVİRİ

 


KARANOVO’DA KİLDEN ŞEKİLLENEN KADIN: YEDİ BİNYIL ÖNCESİNDEN BİR İNSAN BEDENİ TASVİRİ

Güneydoğu Bulgaristan'ın Nova Zagora bölgesinde yer alan Karanovo yerleşim höyüğü, Avrupa tarihöncesinin kronolojisini anlamamız açısından sıradan bir arkeolojik alan değildir. Burada üst üste biriken yerleşim katmanları, Neolitik dönemden Kalkolitik'e ve Erken Tunç Çağı'na uzanan uzun bir kültürel sürecin izlerini taşır. Bu nedenle Karanovo yalnızca bir yerleşim yeri değil, Balkan tarihöncesinin zamanını ölçmekte kullanılan önemli bir arkeolojik referans noktasıdır.

Karanovo'nun önemi, yalnızca yaşının çok eski olmasından kaynaklanmaz. Asıl değer, aynı yerde farklı dönemlerde yaşayan toplulukların bıraktığı maddi kültürün arkeologlara karşılaştırmalı bir kronoloji kurma olanağı vermesidir. Yaklaşık 12,40 metre kalınlığa ulaşan kültür dolgusu içerisinde Erken, Orta ve Geç Neolitik; Erken ve Geç Kalkolitik ile Erken Tunç Çağı'na ait tabakalar tanımlanmıştır. Bu tabakalar Karanovo I'den Karanovo VII'ye kadar uzanan kültürel dizinin temelini oluşturur.

Fotoğrafta görülen eser bu tarihsel dünyanın insan tasvirlerinden biridir. Müze etiketinde Bulgarca “Керамичен идол, с. м. Караново”, İngilizce ise “Ceramic idol, tell Karanovo” ifadesi yer almaktadır. Buradaki “с. м.” kısaltması “селищна могила”, yani “yerleşim höyüğü/tell” anlamındadır. Dolayısıyla eserin tanımı, Karanovo yerleşim höyüğünden ele geçen seramik bir antropomorfik figürin olarak anlaşılmalıdır.

Figürin, insan bedenini gerçekçi bir anatomik portre biçiminde vermekten oldukça uzaktır. Baş, boyun, gövde ve alt bölüm arasında belirgin bir geometrik düzen vardır. Boynun uzun ve silindirik biçimde yükselmesi, başın sadeleştirilmesi ve gövdenin güçlü biçimde vurgulanması, Balkan Neolitik plastik sanatında görülen şematik beden anlayışının karakteristik özellikleri arasında değerlendirilebilir.

Figürün göğüsleri belirgin biçimde modellenmiş, kollar ise gövdenin ön bölümünde birleştirilmiştir. Karnın yuvarlak ve hacimli oluşu özellikle dikkat çekicidir. Bu görünüm modern göz açısından hamile bir kadın bedenini çağrıştırmaktadır. Ancak burada önemli bir bilimsel ayrım yapmak gerekir: Arkeologun görevi yalnızca ne gördüğünü değil, gördüğü şeyin hangi anlamı taşıdığını da sorgulamaktır.

Bu nedenle figürini doğrudan “hamile tanrıça” olarak adlandırmak güvenli değildir. Şişkin karın gebeliği temsil ediyor olabilir; fakat aynı biçim doğurganlığı, kadın bedenini, beslenmeyi, bedensel olgunluğu veya daha soyut bir sembolik anlayışı ifade etmiş de olabilir. Figürinin hangi ritüelde kullanıldığı, kim tarafından yapıldığı ve onu kullanan topluluğun zihninde neyi temsil ettiği konusunda doğrudan yazılı bir belge bulunmadığı sürece kesin hüküm vermek mümkün değildir.

Aynı durum “tanrıça” sözcüğü için de geçerlidir. Tarihöncesi Avrupa'dan çıkarılan kadın figürinlerinin uzun yıllar boyunca “ana tanrıça”, “bereket tanrıçası” veya “toprak ana” biçiminde yorumlanması yaygın olmuştur. Fakat çağdaş arkeoloji, bu figürinlerin tamamının dinsel varlıklar olduğunu kabul etmekten kaçınır. Figürinlerin bir kısmı ritüel amaçlı olabilirken, başka örneklerin kimlik, toplumsal statü, beden, doğurganlık veya gündelik yaşamla ilişkili olması mümkündür.

Bu nedenle Karanovo figürinine “tanrıça” demektense “kadın antropomorfik figürini” demek daha bilimsel bir yaklaşımdır. “İdol” kelimesi de burada dikkatle kullanılmalıdır. Müze etiketi bu sözcüğü kullanıyor olsa da “idol” terimi modern araştırmalarda figürinin dinsel bir işlev taşıdığı izlenimini verebilir. Oysa böyle bir işlev her eser için arkeolojik olarak kanıtlanmış değildir.

Fotoğrafta karın bölgesinde geometrik bir işaretin bulunduğu görülmektedir. Bunun “incised pubic triangle”, yani “kazıma/çizgiyle belirtilmiş pubik üçgen” olduğu iddiası ise bu görsel üzerinden kesin biçimde doğrulanamaz. Karanovo ve daha geniş Balkan tarihöncesi içerisinde kadın figürinlerinde cinsiyetin göğüsler, kalçalar, karın ve çeşitli geometrik işaretlerle belirtilmesine ilişkin örnekler gerçekten vardır. Ancak belirli bir figürinin üzerindeki her geometrik işareti doğrudan kadınlık veya vulva sembolü olarak tanımlamak için eserin özgün kazı kayıtları ve ayrıntılı katalog bilgileri gerekir.

Burada önemli olan bir başka nokta da tarihlendirmedir. “Yaklaşık MÖ 5000” ifadesi Karanovo tarihöncesi açısından bütünüyle imkânsız değildir. Karanovo'nun Neolitik dizisi MÖ 6. binyılın başlarından itibaren gelişmiş, farklı Karanovo evreleri yaklaşık MÖ 6000'lerden 5. binyılın sonlarına kadar uzanmıştır. Ancak fotoğraftaki belirli figürinin hangi tabakadan çıktığı kesin olarak ortaya konulmadan ona doğrudan “MÖ 5000” tarihi vermek doğru değildir.

Dolayısıyla bu eser için en güvenli ifade “Karanovo yerleşim höyüğünden Neolitik döneme ait seramik antropomorfik figürin” olacaktır. Eğer müze koleksiyon kataloğunda eserin tabaka, buluntu numarası veya kültürel evresi belirtiliyorsa daha kesin bir tarihlendirme yapılabilir.

Karanovo'nun kendisi ise Bulgaristan'ın güneydoğusunda, Nova Zagora Belediyesi sınırları içerisinde yer alan Karanovo köyündedir. Arkeolojik alan ilk kez 1936–1937 yıllarında kazılmış, daha sonra 1946–1957 yılları arasında Vasil Mikov ve Georgi İl. Georgiev tarafından sistematik biçimde araştırılmıştır. 1980'lerden itibaren Bulgar ve Avusturyalı araştırmacıların ortak çalışmalarıyla kazılar yeniden genişletilmiş ve Karanovo stratigrafisi çok daha ayrıntılı biçimde incelenmiştir.

Karanovo'nun arkeoloji tarihindeki büyük başarısı da burada ortaya çıkar. Aynı yerde birbirinin üzerine kurulan yerleşimler, farklı dönemlere ait seramiklerin, yapıların, araçların, figürinlerin ve diğer buluntuların karşılaştırılmasını mümkün kılmıştır. Bu nedenle Karanovo'nun tabakaları yalnızca Bulgaristan'ın tarihöncesini değil, Balkanlar'ın daha geniş kronolojik ilişkilerini anlamak için de kullanılmıştır.

Bununla birlikte “binlerce yıl boyunca kesintisiz yaşam” ifadesi de dikkatle kullanılmalıdır. Bir tellin uzun süre yerleşim görmesi ile kesintisiz iskân aynı şey değildir. Karanovo'da farklı dönemler arasında yerleşim boşlukları veya belirgin kesintiler tespit edilmiştir. Özellikle Geç Kalkolitik ile Erken Tunç Çağı arasındaki kronolojik boşluk, Karanovo'nun tarihinin yalnızca süreklilikten ibaret olmadığını göstermektedir.

Bu ayrım, tarihöncesi arkeolojinin temel meselelerinden biridir. Bir toplumun aynı yerde yeniden ortaya çıkması, onun önceki toplumla aynı kültürel kimliği taşıdığı anlamına gelmez. Evler yeniden yapılabilir, çanak çömlek biçimleri değişebilir, ritüeller dönüşebilir ve eski yerleşimin üzerine yeni bir toplum kendi dünyasını kurabilir.

Karanovo'nun kadın figürinleri de bu büyük dönüşümün küçük ama önemli tanıklarıdır. Kilin insan biçimine dönüştürülmesi, tarihöncesi toplulukların yalnızca gündelik ihtiyaçlarını karşılamadığını; beden, cinsiyet, doğurganlık ve toplumsal kimlik gibi soyut kavramları da maddi nesneler aracılığıyla ifade etmiş olabileceğini gösterir.

Fakat elimizde olmayan bir şeyi varmış gibi anlatmamak gerekir. Bu figürinin adı bilinmeyen bir tanrıçaya ait olduğunu, kesin olarak hamileliği temsil ettiğini veya belirli bir ritüelde kullanıldığını söylemek, arkeolojik kanıtın ötesine geçmek olur. Bilimin gücü bazen kesin cevap vermesinde değil, nerede durması gerektiğini bilmesindedir.

Yaklaşık yedi bin yıl önce bir insan eli tarafından şekillendirilen bu küçük beden, bugün bize ulaşırken kendi anlamının tamamını beraberinde getirmemiştir. Biz yalnızca kilin biçimini, üzerindeki izleri, bulunduğu tabakayı ve benzer eserlerle olan ilişkisini okuyabiliriz. Geri kalan bölüm ise yorum alanıdır.

Karanovo'nun asıl büyüleyici tarafı da burada başlar: Bir zamanlar yaşayan insanların dünyasından geriye kalan küçük bir kil figürin, bugün modern insanı kendi bedeninin, doğurganlığın, kadınlığın ve inançların kökenleri üzerine yeniden düşünmeye zorlamaktadır.

EDİTÖRÜN NOTU

Bu makalede kullanılan görsel, özgün arkeolojik eser fotoğrafının dijital olarak düzenlenmiş/kurgu niteliğindeki sunumudur. Görsel üzerindeki “GreatMotherGoddess” ibaresi de dikkate alınarak, eserin özgün müze kaydı ile sosyal medya görselindeki yorum birbirinden ayrılmıştır. Makaledeki “tanrıça”, “hamilelik” ve “pubik üçgen” ifadeleri kesin arkeolojik gerçekler olarak değil, yalnızca görsel ve ikonografik yorum bağlamında değerlendirilmiştir.

Eserin müze etiketi “Ceramic idol, tell Karanovo” biçimindedir. Bu nedenle makalede eserin Karanovo yerleşim höyüğünden geldiği kabul edilmiş; ancak fotoğraftan kesin buluntu tabakası ve kesin tarihlendirme çıkarılmamıştır.

KAYNAKLAR

1- Hiller, Stefan; Nikolov, Vassil (ed.). Karanovo. Die Ausgrabungen im Südsektor 1984–1992. Band I: Text. Wien: Phoibos-Verlag, 1997.

2- Hiller, Stefan; Nikolov, Vassil (ed.). Karanovo III: Beiträge zum Neolithikum in Südosteuropa. Wien: Phoibos Verlag, 2000.

3- Hiller, Stefan; Nikolov, Vassil (ed.). Karanovo II: Die Ausgrabungen in O 19. Wien: Phoibos Verlag, 2002.

4- Hiller, Stefan; Nikolov, Vassil (ed.). Karanovo IV: Die Ausgrabungen im Nord-Süd-Schnitt, 1993–1999. Wien: Phoibos Verlag, 2005.

5- Nikolov, Vassil. “Neolithische Keramikkomplexe in Thrakien.” In: Hiller, Stefan; Nikolov, Vassil (ed.), Karanovo III: Beiträge zum Neolithikum in Südosteuropa. Wien: Phoibos Verlag, 2000, s. 11–20.

6- Hiptmair, Peter. “Neolithische Statuetten und figürliche Darstellungen.” In: Hiller, Stefan; Nikolov, Vassil (ed.), Karanovo. Die Ausgrabungen im Südsektor 1984–1992. Wien: Phoibos Verlag, 1997, s. 255–270.

7- Nikolov, Vassil; Petrova, Viktoria. “Tell Karanovo: The Hiatus Between the Late Copper and the Early Bronze Age.” In: The Human Face of Radiocarbon. Lyon: MOM Éditions.

8- National Archaeological Institute with Museum, Bulgarian Academy of Sciences. Prehistory Hall – Karanovo Collection. Sofya: National Archaeological Institute with Museum.

9- Historical Museum Nova Zagora. Tell Karanovo / Селищна могила Караново. Nova Zagora: Historical Museum Nova Zagora, müze koleksiyonu ve arşiv bilgileri.

10- Todorova, Henrieta; Vajsov, Ivan. Novo-kamennata epoha v Bălgarija: Kulturno-istoričesko razvitiye i problemi. Sofiya: Nauka i izkustvo, 1993.

SEO META AÇIKLAMASI

Karanovo'dan Neolitik bir kadın figürini: beden, doğurganlık ve tarihöncesi inançların arkeolojik kanıtlar ışığında yeniden değerlendirilmesi.

SEO ANAHTAR KELİMELERİ

Karanovo, Karanovo kültürü, Karanovo figürini, Neolitik kadın figürini, Bulgaristan arkeolojisi, Balkan Neolitiği, tarihöncesi sanat, seramik idol, Nova Zagora, kadın figürinleri, doğurganlık sembolizmi, Balkan tarihöncesi

ALTERNATİF BAŞLIKLAR

YEDİ BİNYIL ÖNCESİNDEN KARANOVO’YA: KİLDE ŞEKİLLENEN KADIN BEDENİ

KARANOVO’NUN NEOLİTİK FİGÜRİNİ: DOĞURGANLIK, BEDEN VE TARİHÖNCESİ SANAT


✍️ Araştırmacı / Yazar: Muhittin Yalçınkaya

13 Haziran 2026 @NkayaMuhittin



© 2026 Muhittin Yalçınkaya. Burada yer alan tüm içerikler Muhittin Yalçınkaya'ya aittir; izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve paylaşılamaz.

Yorumlar

  1. Karanovo'daki bu küçük kil beden, sanat tarihinin en eski sorularından birini yeniden önümüze koyar: İnsan neden kendisini temsil etme ihtiyacı duydu?

    YanıtlaSil
  2. Bir arkeolojik nesnenin eksik kalan anlamı, bilimsel düşüncenin zayıflığı değil; geçmiş ile bugün arasındaki mesafenin dürüstçe kabul edilmesidir

    YanıtlaSil
  3. Figürinin anlamı bugün kesin olarak bilinemese de bedenin bu kadar güçlü biçimde vurgulanması, insanın varoluşunu kendi bedeni üzerinden düşünmesinin ne kadar eski olduğunu hatırlatır.

    YanıtlaSil
  4. İnsan bedenini kilde yeniden kurmak, tarihöncesi insanın yalnızca doğayı değil, kendisini de anlamlandırmaya başladığını gösterir.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

​En Çok Okunan Makaleler

GÖBEKLİTEPE’NİN KADİM GÖLGESİNDE BİR ESTETİK DEVRİMİ: BONCUKLU TARLA, MEZOPOTAMYA’NIN TAŞTAN HAFIZASI VE İNANCI ŞEKİLLENDİREN İLK KÖY

GÜCÜN SARHOŞLUĞUNDAN TABİATIN ÇIPLAKLIĞINA: NEBUKADNEZAR’IN AYNASI

TAŞIN SESİ: 11.000 YILLIK KARAHANTEPE HEYKELLERİ VE İNSANIN İLK KUTSAL İZLERİ

EGE'NİN SON NÖBETÇİSİ: SOUNION'DAKİ POSEİDON TAPINAĞI VE DENİZLERİN TANRISINA ADANAN TAŞLAR

SÜMERLER TÜRK MÜYDÜ? DİLBİLİM, ARKEOLOJİ VE AKADEMİK VERİLER IŞIĞINDA BİR İNCELEME veya SÜMERLERİN KÖKENİ ÜZERİNE AKADEMİK BİR ANALİZ: TÜRK TEZİ NE KADAR GEÇERLİ?