AKHİLLEUS İLE PRIAMOS'UN TARİHİ KARŞILAŞMASI: BRİSEİS RESSAMI'NIN KYLİKS TONDOSUNDA HOMEROS GELENEĞİ VE SANATSAL YORUM
AKHİLLEUS İLE PRIAMOS'UN TARİHİ KARŞILAŞMASI: BRİSEİS RESSAMI'NIN KYLİKS TONDOSUNDA HOMEROS GELENEĞİ VE SANATSAL YORUM
Troya Savaşı'nı konu alan Antik Yunan sanatının en etkileyici sahnelerinden biri, kuşkusuz yaşlı Kral Priamos'un, en büyük düşmanı Akhilleus'un çadırına giderek oğlu Hektor'un naaşını istemesidir. Homeros'un İlyada destanının son bölümlerinde anlatılan bu olay, yalnızca savaşın değil, insanlığın, merhametin ve ölüm karşısındaki ortak kaderin de en güçlü anlatılarından biridir. British Museum koleksiyonunda bulunan ve Briseis Ressamı'na atfedilen bu kırmızı figürlü kyliks tondosu da uzun yıllardır bu sahneyle ilişkilendirilmektedir. Ancak günümüz sanat tarihi araştırmaları, bu teşhisin kesin olmadığını ortaya koymaktadır.
Eser, Attika kırmızı figür tekniğinin olgun dönemine ait olup yaklaşık MÖ 490-480 yılları arasına tarihlenmektedir. Ressamın gerçek adı bilinmediğinden, bilim dünyasında eserlerindeki karakterlerden hareketle "Briseis Ressamı" adıyla tanımlanmaktadır. Kyliksin iç tondosunda iki figür yer almaktadır. Solda genç ve silahlı bir savaşçı, sağda ise baston taşıyan yaşlı bir adam görülmektedir. Figürlerin sakin duruşu, savaşın ortasında gerçekleşen olağanüstü bir diplomatik karşılaşmayı çağrıştırmaktadır.
Uzun yıllar boyunca araştırmacılar bu yaşlı adamı Priamos, genç savaşçıyı ise Akhilleus olarak yorumlamışlardır. Bu yorumun temel nedeni Homeros'un İlyada'sında anlatılan ünlü sahneyle büyük benzerlik göstermesidir. Destana göre Priamos, tanrı Hermes'in yardımıyla gizlice Akhilleus'un çadırına girer; diz çökerek oğlunun cesedini ister ve Akhilleus'un ellerini öper. Bu eller, Hektor'u öldüren ellerdir. Akhilleus, yaşlı kralın sözlerinden derinden etkilenir; kendi babası Peleus'u hatırlar ve Hektor'un bedenini teslim etmeyi kabul eder. Böylece destanın en kanlı bölümleri, beklenmedik bir insani uzlaşmayla sona yaklaşır.
Bununla birlikte, bu kyliks üzerindeki sahnenin kesin olarak Priamos ile Akhilleus'u gösterdiğini söylemek mümkün değildir. Çünkü figürlerin yanında onları tanımlayan yazıtlar bulunmamaktadır. Antik Yunan vazolarında isim yazıtları önemli bir teşhis unsurudur. Bu örnekte ise yalnızca ikonografik benzerliklerden hareket edilmektedir. Bu nedenle günümüz kataloglarında eser genellikle "muhtemelen Priamos ve Akhilleus" veya "Priamos'un Hektor'un cesedini istemesi olarak yorumlanan sahne" şeklinde tanımlanmaktadır.
Bazı eski yayınlarda yer alan "Priamos sakalını kesmiş olarak tasvir edilmiştir" ifadesi de kesin kabul edilmemektedir. Homeros, Priamos'u daima yaşlı ve sakallı bir kral olarak betimler. Vazodaki figürün yüz ayrıntıları nedeniyle böyle bir yorum yapılmış olsa da, bunun sanat tarihçileri arasında ortak kabul gören bir görüş olduğu söylenemez. Büyük olasılıkla ressam yaşlılığı yüz çizgileri, baston ve duruşla anlatmayı tercih etmiş; sakal ayrıntısını ise üslupsal nedenlerle belirginleştirmemiştir.
Bu eserin en önemli yönlerinden biri, savaşın şiddetinden çok insanlık onurunu öne çıkarmasıdır. Karşı karşıya duran iki figür, düşman olmaktan önce baba ve evlat acısını bilen iki insanı temsil eder. Antik Yunan sanatında kahramanlık kadar merhametin de ölümsüzleştirildiğini gösteren bu kompozisyon, Homeros'un şiirsel anlatımını seramik sanatının yalın diliyle buluşturmuştur.
Bugün British Museum'da korunan bu kyliks, yalnızca Troya Savaşı'nın bir hatırası değildir. Aynı zamanda ikonografik yorumun ne kadar dikkatli yapılması gerektiğini gösteren önemli bir örnektir. Sanat tarihinde bazı eserler kesin olarak tanımlanabilirken, bazıları yalnızca güçlü olasılıklarla açıklanabilir. Bilimsel yaklaşım, bu ayrımı açıkça ortaya koymayı gerektirir.
EDİTÖRÜN NOTU
Bu çalışmada kullanılan görsel, British Museum koleksiyonunda bulunan eserin dijital görselidir. Görselin telif hakları ilgili müze ve hak sahiplerine aittir. Makaledeki ikonografik değerlendirmeler güncel sanat tarihi literatürü dikkate alınarak hazırlanmıştır. Priamos-Akhilleus teşhisi kesin değil, kuvvetli bir olasılık olarak ele alınmıştır.
KAYNAKLAR
1- Boardman, John. Athenian Red Figure Vases: The Archaic Period. London: Thames & Hudson, 1975.
2- Beazley, John D. Attic Red-Figure Vase-Painters. Oxford: Clarendon Press, 1963.
3- Homer. The Iliad. Çeşitli akademik edisyonlar.
4- British Museum. Department of Greece and Rome Collections Database. London: The British Museum.
5- Carpenter, Thomas H. Art and Myth in Ancient Greece. London: Thames & Hudson, 1991.
NOT :
Bu tarihsel yolculuğun devamından ve yeni araştırmalarımdan anında haberdar olmak isterseniz, blogumun sol üst köşesindeki menü ikonuna dokunarak "Takip et" butonuna tıklayabilirsiniz.
✍️ Araştırmacı / Yazar: Muhittin Yalçınkaya
18 Temmuz 2026 @NkayaMuhittin
© 2026 Muhittin Yalçınkaya. Burada yer alan tüm içerikler Muhittin Yalçınkaya'ya aittir; izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve paylaşılamaz.

Bilim, kesin olmayanı kesinmiş gibi sunmaktan kaçındığı ölçüde değerlidir.
YanıtlaSilBir babanın acısı, en büyük kahramanın öfkesinden daha güçlü olabilir.
YanıtlaSilSanat, tarihin sustuğu yerde sorular sormaya devam eder.
YanıtlaSilSavaşın en büyük zaferi, düşmanı öldürmek değil, insanlığını kaybetmemektir.
YanıtlaSil