ALACAHÖYÜK’ÜN BRONZ GİZEMİ: HATTİLERİN “GÜNEŞ KURSU” OLARAK BİLİNEN TÖRENSEL SEMBOLÜ

 


ALACAHÖYÜK’ÜN BRONZ GİZEMİ: HATTİLERİN “GÜNEŞ KURSU” OLARAK BİLİNEN TÖRENSEL SEMBOLÜ

Çorum’un Alaca ilçesindeki Alacahöyük, Anadolu’nun Eski Tunç Çağı’na ilişkin en önemli arkeolojik merkezlerinden biridir. Burada 1930’lu yıllarda gerçekleştirilen kazılarda, son derece zengin metal eserlerin bulunduğu 13 anıtsal mezar ortaya çıkarılmıştır. Uzun yıllar “Kral Mezarları” olarak adlandırılan bu mezarlar, günümüzde daha ihtiyatlı biçimde seçkinlere ait zengin gömüler olarak değerlendirilmektedir. Mezarların içinden altın, gümüş ve tunç eserlerin yanı sıra bugün “törensel standart” veya yaygın adıyla “güneş kursu” olarak tanınan çok sayıda bronz obje ele geçirilmiştir. 

Elimizdeki eser, Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin koleksiyonunda bulunan tunç bir törensel standarttır. Müze kayıtlarında “Güneş Kursu (Törensel Sembol)” adıyla ve M.Ö. 2500–2250 tarih aralığıyla tanımlanmaktadır. Alacahöyük buluntuları genelinde ise Eski Tunç Çağı’nın sonlarına, özellikle M.Ö. 3. binyılın son yüzyıllarına ait bir kültürel çevre söz konusudur. Akademik araştırmalarda bu mezarların kronolojisi yaklaşık M.Ö. 2300’den M.Ö. 2000/1950’ye kadar uzanan bir çerçevede tartışılmıştır. Bu nedenle eserin tarihini, bütün Alacahöyük mezarlarına tek bir tarih vermek yerine, müzenin söz konusu eser için kullandığı M.Ö. 2500–2250 aralığıyla aktarmak daha sağlıklıdır. 

Bu eserlerin Hatti kültürel çevresiyle ilişkilendirilmesi, arkeoloji literatüründe yaygın bir yaklaşımdır. Ancak burada önemli bir terminolojik ayrıntı vardır: Eserlerin “Hitit” olarak adlandırılması doğru değildir. Alacahöyük’ün söz konusu zengin mezarları Hitit İmparatorluğu döneminden daha erkendir ve standartlar, akademik çalışmalarda çoğunlukla Eski Tunç Çağı Orta Anadolu’sunun Hatti kültürel çevresiyle ilişkilendirilir. Nitekim çağdaş araştırmalar, bu standartların uzun süre “Proto-Hitit” veya doğrudan “Hitit” şeklinde adlandırılmasının sorunlu olduğunu özellikle vurgulamaktadır.

“Güneş kursu” adı ise bugün son derece tanınmış olmakla birlikte, eserin antik dönemde gerçekten bir güneş simgesi olarak adlandırıldığına ilişkin yazılı bir belge bulunmamaktadır. Alacahöyük mezarları, yazının henüz bu toplumun ideolojik dünyasını açıklayabilecek ölçüde kullanılmadığı bir döneme aittir. Bu nedenle merkezdeki kafesli geometrik düzenin evreni, gökyüzünü veya kozmik düzeni temsil ettiği; çevresindeki çıkıntıların güneş ışınları olduğu gibi yorumlar kesin arkeolojik gerçekler olarak sunulamaz. “Güneş kursu” ifadesi büyük ölçüde biçimsel görünüşten ve erken araştırmacıların yorumlarından doğmuş yerleşik bir isimlendirmedir. 

Aynı durum eserin işlevi için de geçerlidir. Bu bronz objeler gerçekten mezarlarda bulunmuştur ve cenaze bağlamıyla doğrudan ilişkilidir. Ancak bunların yaşam sırasında tam olarak nasıl kullanıldığı kesin değildir. İlk araştırmalarda törensel ve dinsel bir işlev düşünülmüş, daha sonra bazı araştırmacılar bunların araba veya koşum takımlarının parçaları olabileceğini ileri sürmüştür. Winfried Orthmann’ın geliştirdiği araba bağlantılı yorum uzun süre etkili olmuşsa da, Alacahöyük mezarlarında arabaya ait tekerlek, dingil, boyunduruk veya başka belirgin parçaların bulunmaması bu görüşün tartışılmasına yol açmıştır. 

Daha yakın tarihli değerlendirmeler, standartların kısa saplara veya uzun direklere bağlanarak belirli törenlerde taşınmış olabileceği ihtimalini de gündeme getirmiştir. Başka bir yaklaşım ise bunların yalnızca dinsel nesneler değil, gömülen seçkin kişinin kimliğini veya statüsünü temsil eden sembolik objeler olabileceğini öne sürmektedir. Aslı Özyar’ın değerlendirmesinde, farklı geometrik biçimlerin ve hayvan motiflerinin belirli kombinasyonlarla oluşturulmasının, her mezara özgü bir kimlik veya statü göstergesi oluşturmuş olabileceği ileri sürülmüştür. Bunların hiçbiri bugün kesinleşmiş tek açıklama değildir. 

Eserin üzerindeki hayvan ve geometrik biçimler de aynı dikkatle değerlendirilmelidir. Alacahöyük standartlarında geyik, boğa ve başka hayvan biçimleriyle birlikte kafesli, çapraz ve halkasal geometrik düzenlemeler görülür. Boğanın Eski Tunç Çağı Orta Anadolu’sunda önemli bir simgesel hayvan olduğu konusunda çok sayıda arkeolojik veri bulunmaktadır. Ancak bu belirli eserdeki her motifin doğrudan belirli bir tanrıya, “Gök Tanrı” kültüne veya daha sonraki Hitit dini sistemindeki belirli bir ilahi varlığa bağlanması mevcut kanıtların ötesine geçmektedir. Alacahöyük standartlarının daha sonraki Hitit diniyle doğrudan ve kesintisiz bir sembolik devamlılık oluşturduğu düşüncesi de akademik olarak tartışmalıdır. 

Buradaki en önemli gerçek, belki de eserin neyi temsil ettiğinden önce nerede ve hangi bağlamda bulunduğudur. Alacahöyük mezarları, M.Ö. 3. binyılın sonlarında Orta Anadolu’da ortaya çıkmış seçkin bir topluluğun sosyal ve teknolojik dünyasına ilişkin olağanüstü bilgiler sunmaktadır. 13 mezardan toplam 39 metal standardın belgelenmiş olması, bu nesnelerin rastlantısal süs eşyaları olmadığını; dönemin toplumsal, törensel veya statü dünyasında önemli bir yere sahip olduklarını göstermektedir. 

Bugün Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenen bu bronz eser, bu nedenle yalnızca “Hitit güneş kursu” olarak tanımlanabilecek basit bir sembol değildir. Daha doğru ifadeyle o, Hititlerden daha eski bir Orta Anadolu kültür çevresine ait, Alacahöyük’ün seçkin mezarlarında bulunan ve işlevi ile sembolik anlamı hâlâ bilimsel tartışmaların konusu olan olağanüstü bir Eski Tunç Çağı bronz standardıdır. Onu gerçekten değerli kılan da yalnızca biçiminin güzelliği değil, binlerce yıl öncesinin toplumuna ilişkin bugün hâlâ cevaplanmamış soruları beraberinde taşımasıdır. 

EDİTÖRÜN NOTU

Bu çalışmada temel kurumsal kaynak olarak T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin resmi müze kaydı esas alınmıştır. Müze kaydında eser “Güneş Kursu (Törensel Sembol), Tunç” olarak tanımlanmakta ve M.Ö. 2500–2250 tarih aralığı verilmektedir. Akademik değerlendirmelerde Alacahöyük standartlarının işlevi ve sembolik anlamı konusunda farklı görüşler bulunduğundan, kesinliği kanıtlanmamış yorumlar makalede kesin gerçek olarak kullanılmamıştır. 

Yüklenen görsel, eserin gerçek biçimiyle uyumludur; ancak görselin mevcut sunumundaki kırmızı arka planın müze koleksiyonunun güncel resmi sergileme fotoğrafı olup olmadığı doğrulanamamıştır. Bu nedenle görsel, doğrudan müze kataloğundan alınmış resmi katalog fotoğrafı olarak değil, eserin gerçek örneğini gösteren bir görsel olarak değerlendirilmelidir.

KAYNAKLAR

Anadolu Medeniyetleri Müzesi. Müze Koleksiyonu ve Alacahöyük Güneş Kursu (Törensel Sembol) kayıtları. Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı.

Zimmermann, Thomas. “Symbols of Salvation? – Function, Semantics and Social Context of Early Bronze Age Ritual Equipment from Central Anatolia.” Anodos: Studies of the Ancient World, 6–7, 2006–2007, s. 509–520.

Orthmann, Winfried. “Zu den Standarten aus Alaca Höyük.” Istanbuler Mitteilungen, 17, 1967, s. 34–54.

Özyar, Aslı. “Noch einmal zu den Standartenaufsätzen aus Alacahöyük.” İçinde Ü. Yalçın (ed.), Anatolian Metal I. Bochum, 2000, s. 101–112.

Akurgal, Ekrem. “Hattiler, Hititler ve Güneş Kursu.” Belleten, Cilt 41, Sayı 162, 1977.

Özgüç, Tahsin. “Çorum Çevresinden Bulunan Eski Tunç Çağı Eserleri.” Belleten, Cilt 44, Sayı 175, 1980, s. 459–474.

Yalçın, Ünsal ve H. Gönül Yalçın. “Reassessing Anthropomorphic Metal Figurines of Alacahöyük, Anatolia.” Near Eastern Archaeology, Cilt 76, Sayı 1, 2013, s. 38–49.

Yorumlar

  1. Bir medeniyetin büyüklüğü yalnızca geride bıraktığı eserlerle değil, o eserlerin karşısında hâlâ sorular sorabiliyor olmamızla da ölçülür.

    YanıtlaSil
  2. Tarih, kesin cevapların toplamı değildir; kanıt ile yorum arasındaki sınırı koruyabilme disiplinidir.

    YanıtlaSil
  3. Binlerce yıl önce toprağa bırakılan bir bronz nesne, bugün bize yalnızca geçmişi değil, insanın anlam arama ihtiyacının ne kadar eski olduğunu da gösterir.

    YanıtlaSil
  4. Bir eserin anlamını bilmemek, onun değerini azaltmaz; bazen bilinmeyen, geçmişle kurduğumuz en dürüst bağdır.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

​En Çok Okunan Makaleler

GÖBEKLİTEPE’NİN KADİM GÖLGESİNDE BİR ESTETİK DEVRİMİ: BONCUKLU TARLA, MEZOPOTAMYA’NIN TAŞTAN HAFIZASI VE İNANCI ŞEKİLLENDİREN İLK KÖY

GÜCÜN SARHOŞLUĞUNDAN TABİATIN ÇIPLAKLIĞINA: NEBUKADNEZAR’IN AYNASI

TAŞIN SESİ: 11.000 YILLIK KARAHANTEPE HEYKELLERİ VE İNSANIN İLK KUTSAL İZLERİ

EGE'NİN SON NÖBETÇİSİ: SOUNION'DAKİ POSEİDON TAPINAĞI VE DENİZLERİN TANRISINA ADANAN TAŞLAR

SÜMERLER TÜRK MÜYDÜ? DİLBİLİM, ARKEOLOJİ VE AKADEMİK VERİLER IŞIĞINDA BİR İNCELEME veya SÜMERLERİN KÖKENİ ÜZERİNE AKADEMİK BİR ANALİZ: TÜRK TEZİ NE KADAR GEÇERLİ?