EROS'UN ALTIN KANATLARI: APULIA KIRMIZI FİGÜRLÜ ASKOSUNDA AŞK, GÜZELLİK VE GÖRSEL ZENGİNLİK

 


EROS'UN ALTIN KANATLARI: APULIA KIRMIZI FİGÜRLÜ A
SKOSUNDA AŞK, GÜZELLİK VE GÖRSEL ZENGİNLİK

Antik Yunan dünyasında bir vazonun değeri yalnızca içine ne koyulduğuyla ölçülmezdi. Biçimi, bezemesi, üzerinde taşıdığı figürler ve bu figürlerin ellerindeki nesneler, onu üreten toplumun estetik anlayışından sosyal ilişkilerine, dinsel düşüncesinden ölüm ve öte dünya tasavvuruna kadar uzanan geniş bir kültürel alanı görünür kılabilirdi. Bu nedenle küçük bir seramik kap, bazen büyük bir krater kadar önemli bir tarihsel belgeye dönüşebilir.

Buradaki eser de böyle bir nesnedir.

İlk bakışta yuvarlak gövdeli, yüksek boyunlu ve üzerinde kanatlı bir genç figürü bulunan zarif bir kap görürüz. Fakat dikkat biraz daha yaklaştırıldığında bunun sıradan bir seramik kap olmadığı anlaşılır. Gövdenin merkezinde oturan kanatlı figür Eros'tur. Çıplak genç bedeni, özenle işlenmiş saçları, takıları, kanatları ve ellerindeki nesnelerle yalnızca aşkın kişileştirilmesini değil, aynı zamanda Geç Klasik Güney İtalya dünyasının estetik zevkini temsil eder.

Paylaşımda eser “Clay red-figured askos. Southern Italy. Third quarter of the 4th century B.C. The Hermitage Museum” biçiminde tanıtılmıştır. Bu bilginin ilk üç unsuru genel çerçevede doğrudur; ancak müze atfı ciddi biçimde sorunludur. Eserin aynı görsel özelliklerini ve ayrıntılı betimlemesini taşıyan Christie’s kaydı, nesneyi Apulian red-figured askos, yani Apulia kırmızı figürlü askosu olarak tanımlar ve onu Baltimore Painter’a atfeder. Tarihlendirme yaklaşık MÖ 340–320 olarak verilir. Yüksekliği de 23 cm'dir. 

Bu nedenle “Güney İtalya” ifadesi yanlış değildir fakat eksiktir. Daha bilimsel tanım Apulia, Güney İtalya olmalıdır. Apulia, bugün İtalya'nın güneydoğusunda yer alan ve antik çağda Magna Graecia kültürünün önemli merkezlerinden biri olan bölgedir. Tarentum başta olmak üzere kentler, Yunan kültürel gelenekleriyle İtalik toplulukların dünyasının birbirine karıştığı son derece hareketli bir kültürel ortam meydana getirmişti.

İşte kırmızı figürlü Güney İtalya seramiklerinin ortaya çıktığı tarihsel zemin budur.

Kırmızı figür tekniği ilk olarak Atina'da geliştirildi. Siyah figür tekniğinin aksine figürlerin bedenleri kilin doğal kırmızı renginde bırakılır, çevreleri ise siyah astarla kaplanırdı. Ayrıntılar daha sonra ince çizgilerle ve çeşitli ek renklerle belirtilirdi. Bu teknik, özellikle insan anatomisinin, giysilerin, saçların ve hareketlerin daha incelikli biçimde aktarılmasına olanak sağladı.

Güney İtalya'daki Yunan kolonileri ve yerel üretim merkezleri bu tekniği yalnızca taklit etmediler. Zaman içinde kendilerine özgü biçimler, bezeme repertuvarları ve ikonografik tercihler geliştirdiler. Apulian kırmızı figürlü seramikleri bu açıdan yalnızca “Yunan seramiğinin İtalya'daki kopyaları” olarak görülmemelidir. Bunlar, Yunan görsel dilinin Güney İtalya'daki yeni toplumsal ve kültürel çevrelerde yeniden yorumlanmış biçimleridir.

Askos da bu üretim dünyasının ilginç kap biçimlerinden biridir.

“Askos” sözcüğü Eski Yunanca ἀσκός ile ilişkilidir ve başlangıçta hayvan derisinden yapılmış tulum veya deri kap fikrini çağrıştırır. Seramik askoslar da biçimleri bakımından zaman zaman bu deri tulumları hatırlatır. Güney İtalya'da özellikle Apulia'da askosun çeşitli biçimleri geliştirilmiştir. Küçük ve yuvarlak gövdeli örneklerin yanı sıra daha gösterişli, resimli ve bazen oldukça karmaşık bezemeye sahip örnekler de üretilmiştir. 

Buradaki askosun gövdesi, siyah zemin üzerinde kırmızı figür tekniğiyle işlenmiştir. Ancak sanatçı yalnızca kırmızı ve siyahın karşıtlığıyla yetinmemiştir. Beyaz ve sarı ek renkler de kullanılmıştır. Christie’s kataloğu, Eros'un takıları ve diğer ayrıntılarında beyaz ve sarı ek boyaların kullanıldığını özellikle belirtir. 

Bu ayrıntı önemlidir.

Çünkü günümüzde müzelerde gördüğümüz antik Yunan seramiklerinin büyük bir bölümünü yalnızca kırmızı ve siyah renklerden oluşan eserler olarak algılarız. Oysa antik ressamlar renk repertuvarını bundan çok daha geniş kullanabiliyordu. Beyaz, sarı ve kimi örneklerde başka ek renkler figürlerin takılarında, kumaşlarında, nesnelerinde ve ikonografik ayrıntılarında kullanılıyordu.

Dolayısıyla bu askosun görsel zenginliği, yalnızca figürlerin çiziminden kaynaklanmaz. Seramik yüzeyinin siyah zemininde kırmızı, beyaz ve sarı ayrıntıların oluşturduğu karşıtlık da eserin estetik etkisinin önemli bir parçasıdır.

Merkezde oturan Eros ise bütün kompozisyonun ağırlık merkezidir.

Kanatları geniş biçimde açılmıştır. Bedeni çıplaktır ve antik Yunan sanatında Eros'un genç, güzel ve çoğu zaman androjen özellikler taşıyan beden idealini yansıtır. Saçları düzenlenmiş, kulaklarında küpeler, bedeninde çeşitli takılar, bileklerinde ve ayak bileklerinde süslemeler bulunmaktadır. Bu ayrıntılar, figürü yalnızca “kanatlı çocuk” şeklinde basitleştirmememiz gerektiğini gösterir.

Buradaki Eros çocukça ve masum bir aşk figüründen ziyade, Geç Klasik dönemin estetik dünyasında kişileştirilmiş arzu, çekim ve erotik cazibenin görsel karşılığıdır.

Antik Yunan sanatında Eros'un özellikle MÖ 4. yüzyılda giderek daha görünür hale gelmesi tesadüf değildir. Klasik dönemin idealize edilmiş erkek bedeni, Geç Klasik dönemde daha zarif, hareketli ve duygusal bir karakter kazanmaya başlamıştı. Eros da bu dönüşümün en elverişli figürlerinden biriydi.

Onu bazen Aphrodite'nin yanında, bazen genç erkeklerle veya kadınlarla, bazen düğün ve güzellik sahnelerinde, bazen de ölüm sonrası dünyaya ilişkin kompozisyonlarda görürüz. Özellikle Güney İtalya'nın geç kırmızı figürlü seramiklerinde Eros son derece popüler bir figürdür. Antik vazolar üzerine ilişkin klasik araştırmalar, Eros'un Güney İtalya seramiklerinde aşk, güzellik, evlilik ve öte dünya ile bağlantılı çok çeşitli bağlamlarda kullanıldığını ortaya koymaktadır. 

Buradaki figürün elindeki nesneler de bu nedenle önemlidir.

Eros bir elinde bir phiale tutmaktadır. Phiale, libasyonlarda kullanılan sığ, kulpsuz bir kaptır. Tanrılara sıvı sunulması, özellikle şarap veya başka sıvıların ritüel olarak dökülmesi, antik Yunan dinsel pratiğinin önemli parçalarından biriydi.

Fakat Eros'un burada phiale taşıması, sahneyi doğrudan belirli bir mitolojik olay olarak tanımlamamıza izin vermez.

Bu ayrımı yapmak gerekir.

Antik vazo resimlerindeki her figür mutlaka belirli bir mitolojik hikâyenin kahramanı değildir. Bazı figürler bir kavramı, tanrısal niteliği veya toplumsal ideali temsil eder. Eros'un elindeki phiale de onu belirli bir mitolojik anlatının kahramanı yapmaktan çok, aşk ve güzellik çevresindeki ritüel-estetik dünyaya yerleştiren bir ikonografik unsur olarak değerlendirilebilir.

Diğer elindeki çelenk de aynı görsel dilin parçasıdır.

Çelenk antik Yunan sanatında zaferden onura, törensellikten erotik ilişkilere kadar geniş bir anlam alanına sahiptir. Eros'un elinde bulunması, figürün aşkın yalnızca biyolojik ya da bireysel bir dürtü değil, toplumsal ve törensel yaşamla da ilişkili olduğunu düşündüren sembolik bir repertuvar oluşturur.

Burada küçük bir seramik kabın bize anlattığı dünya giderek genişler.

Bir tarafta aşk vardır.

Diğer tarafta güzellik.

Bir başka yerde ritüel.

Bunların üzerinde ise toplumsal statü ve estetik gösteriş.

Çünkü figürün üzerindeki takılar da en az kanatları kadar önemlidir.

Eros'un beden zinciri, bilezikleri, halhalları, kolyesi ve küpeleri ayrıntılı biçimde işlenmiştir. Bu süslemeler, figürün sıradan bir çıplak genç olarak değil, erotik ve tanrısal güzelliğin kişileştirilmiş bir biçimi olarak algılanmasını güçlendirir. Christie’s kataloglaması bu takıları ayrıntılı biçimde kaydeder. 

Askosun diğer bölümlerinde görülen palmet ve kıvrık bitkisel bezemeler de figürlü sahnenin çevresini tamamlar. Böylece merkezde insan figürü, çevresinde ise bitkisel ve geometrik süsleme olmak üzere iki farklı görsel dünya birleşir.

Bu düzenleme yalnızca boş alanları doldurmak için yapılmış değildir.

Antik seramik ressamları yüzeyin bütünlüğünü dikkate alıyorlardı. Figürlerin çevresindeki palmetler, kıvrımlar, ovololar ve dalga motifleri, sahneyi çerçevelemek ve gövdenin yuvarlaklığını görsel olarak dengelemek için kullanılıyordu.

Askosun boyun bölümündeki ovolo dizisi ile alt bölümdeki dalga motifi de bu anlayışın parçalarıdır. 

Burada dikkat çekici başka bir nokta daha vardır: Eserin yaklaşık MÖ 340–320 arasına tarihlendirilmesi.

Paylaşımda kullanılan “MÖ 4. yüzyılın üçüncü çeyreği” ifadesi tamamen anlamsız değildir, fakat gereğinden fazla yuvarlaktır. “Üçüncü çeyrek” teknik olarak yaklaşık MÖ 350–325 arasını ifade eder. Oysa mevcut katalog kaydı eseri yaklaşık MÖ 340–320 arasına yerleştirir. Dolayısıyla akademik yazıda en güvenli ifade “yaklaşık MÖ 340–320” olacaktır. 

Eserin Baltimore Painter'a atfedilmesi de ayrıca önemlidir.

Apulian vazo ressamlarının büyük bölümü gerçek adlarını bırakmadıkları için modern araştırmacılar tarafından eserlerinin üslup özelliklerine göre isimlendirilmişlerdir. “Baltimore Painter” da böyle bir modern sanat tarihçisi tanımlamasıdır. Bu, ressamın antik çağda gerçekten “Baltimore Ressamı” adıyla tanındığı anlamına gelmez.

Modern bilim insanları benzer çizim tekniklerini, figür tiplerini, yüz işleyişini, kompozisyon düzenlerini, bezeme repertuvarını ve renk kullanımını karşılaştırarak anonim ressamların eserlerini gruplandırırlar.

Bu nedenle “Baltimore Painter'a atfedilen” ifadesi, “Baltimore Painter tarafından kesin olarak imzalanmış” anlamına gelmez. Akademik olarak “Baltimore Painter'a atfedilen” demek daha doğrudur.

Bu atıf A.D. Trendall ve Alexander Cambitoglou'nun Apulian kırmızı figürlü vazolar üzerine hazırladığı temel katalog çalışmasına dayandırılmıştır. Eser, The Red-figured Vases of Apulia adlı çalışmanın II. cildinde, 876. sayfada 101 numaralı kayıtla yayımlanmıştır. 

Ve şimdi paylaşımın en önemli hatasına geliyoruz:

Hermitage Museum.

Mevcut güvenilir kayıtlar, görseldeki askosu Hermitage koleksiyonuna bağlamıyor. Tam tersine, aynı nesnenin katalog tanımı Christie’s kaydında açık biçimde yer almakta; provenans olarak 19. yüzyılda Jacques Errera koleksiyonu, daha sonra onun mirasçıları ve 1934–1957 arasında Brüksel'deki Musées royaux d’Art et d’Histoire sergisi belirtilmektedir. 

Bu bilgi, “Hermitage” etiketinin güvenilir olmadığını güçlü biçimde gösterir.

Üstelik görselin internette dolaşan kopyalarından birinin doğrudan “Clay red-figured askos. Southern Italy. Third quarter of the 4th century B.C. The Hermitage Museum” başlığıyla paylaşılması, yanlış bilginin muhtemelen görselden görsele aktarılmış olduğunu düşündürmektedir. Ancak burada dikkatli olmak gerekir: Görselin internetteki ilk kaynağının kesin olarak kim olduğunu söylemek için yeterli arşivsel veri bulunmamaktadır.

Dolayısıyla akademik makalede “Hermitage” bilgisini tekrar etmek yerine, nesnenin belgelenmiş kayıtlarını esas almak gerekir.

Bu durum antik eser araştırmalarında bize çok önemli bir ders verir.

Bir eserin fotoğrafının altında müze adı yazması, o eserin gerçekten o müzede bulunduğu anlamına gelmez.

Bugün sosyal medya, Pinterest, Facebook, X ve çeşitli sanat siteleri aracılığıyla binlerce antik eser fotoğrafı dolaşıma giriyor. Bir paylaşımda yapılan küçük bir yanlışlık, birkaç yıl içinde onlarca başka paylaşımda “doğrulanmış bilgi” gibi yeniden üretilebiliyor.

Oysa arkeolojide bir eserin kimliği yalnızca görüntüsünden oluşmaz.

1- Eserin envanter numarası

2- Koleksiyon bilgisi

3- Provenansı

4- Buluntu yeri

5- Ölçüleri

6- Malzemesi

7- Teknik özellikleri

8- Tarihlendirmesi

9- Stilistik atfı

10- Bibliyografik geçmişi

birlikte değerlendirilmelidir.

Bu askos bunun çok güzel bir örneğidir.

Görsel bize Eros'u gösterir.

Katalog ise bize eserin gerçek tarihini gösterir.

İkisini birbirinden ayırmadan okumak, sanat tarihinin temel yöntemlerinden biridir.

Belki de bu küçük kap hakkında söylenebilecek en ilginç şey budur: Antik sanatın gerçek zenginliği, yalnızca güzel görüntülerde değil, o görüntülerin arkasındaki tarihsel bağlantılardadır.

Eros burada kanatlarıyla havada uçmaz.

Oturur.

Elinde phiale ve çelenk taşır.

Takıları bedenini çevreler.

Kanatları arkasında açılır.

Ve yaklaşık 2.300 yıl önce yapılmış küçük bir seramik yüzey üzerinde aşkı, güzelliği, törenselliği ve toplumsal estetiği aynı anda görünür kılar.

Fakat bugün ona baktığımızda yalnızca Eros'u görmemeliyiz.

Onu üreten Apulian atölyeyi, Güney İtalya'nın Yunan kültür çevresini, MÖ 4. yüzyılın değişen estetik anlayışını, kırmızı figür tekniğinin inceliklerini ve antik toplumun aşkı nasıl görselleştirdiğini de görmeliyiz.

Çünkü bir antik eser, geçmişin yalnızca görüntüsü değildir.

Geçmişin nasıl düşünüldüğünün de belgesidir.

Ve bazen 23 santimetrelik bir askos, koca bir uygarlığın estetik dünyasını anlatmaya yeter.

EDİTÖRÜN NOTU

Bu makalede kullanılan görsel, dijital yayın ve sunum amacıyla hazırlanmış dijital kurgu/kompozit bir görsel sunumdur; müze vitrini veya özgün arşiv fotoğrafı olarak değerlendirilmemelidir. Görseldeki eserin kimliklendirilmesinde çevrim içi görsel eşleşmesi ile katalog ve müzayede kayıtları karşılaştırılmıştır. Özellikle Christie’s kaydı, eseri Apulian kırmızı figürlü askos olarak tanımlamakta, Baltimore Painter'a atfetmekte, yaklaşık MÖ 340–320 tarihlemekte ve 23 cm yüksekliğini vermektedir. 

Görseldeki “The Hermitage Museum” ibaresi için güvenilir bir Hermitage koleksiyon kaydı bulunamamıştır. Buna karşılık Christie’s kaydı Jacques Errera koleksiyonunu ve 1934–1957 arasında Brüksel'deki Musées royaux d’Art et d’Histoire sergisini belgelemektedir. Bu nedenle makalede Hermitage atfı düzeltilmiştir. 

KAYNAKLAR

1- Trendall, Arthur Dale; Cambitoglou, Alexander. The Red-figured Vases of Apulia. Volume II. Oxford: Clarendon Press, 1982, s. 876, no. 101.

2- Trendall, Arthur Dale; Cambitoglou, Alexander. Second Supplement to The Red-figured Vases of Apulia, Part I. London: Institute of Classical Studies, University of London, 1991.

3- Walters, Henry Beauchamp. The History of Ancient Pottery, Volume I. London: John Murray, 1905.

4- Walters, Henry Beauchamp. The History of Ancient Pottery, Volume II. London: John Murray, 1905.

5- Christie’s, An Apulian Red-Figured Askos, Attributed to the Baltimore Painter, circa 340–320 B.C., Lot 5609691, koleksiyon/provenans ve katalog bilgileri. 

6- Musées royaux d’Art et d’Histoire, Brüksel, koleksiyon ve sergi kayıtları; Jacques Errera koleksiyonu ile ilişkili sergileme bilgisi Christie’s katalog kaydında aktarılmıştır. 

SONUÇ

Paylaşımın doğruluk değerlendirmesi şu şekilde yapılabilir:

1- Clay / Terracotta: Doğru.

2- Red-figured: Doğru.

3- Askos: Doğru.

4- Southern Italy: Doğru fakat daha kesin ifade Apulia, Güney İtalya olmalıdır.

5- Third quarter of the 4th century BC: Yaklaşık olarak doğru olmakla birlikte daha güvenli tarih MÖ 340–320'dir.

6- Hermitage Museum: Güvenilir mevcut kayıtlarla doğrulanmamıştır ve bu eser için yanlış müze atfı olarak değerlendirilmelidir.

7- Baltimore Painter: Christie’s ve Trendall–Cambitoglou kataloğuna göre eserin Baltimore Painter'a atfedilmesi gerekir. 


✍️ Araştırmacı / Yazar: Muhittin Yalçınkaya

8 Ağustos 2026 @NkayaMuhittin



© 2026 Muhittin Yalçınkaya. Burada yer alan tüm içerikler Muhittin Yalçınkaya'ya aittir; izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve paylaşılamaz.

Yorumlar

  1. Bir fotoğraf geçmişi gösterir; fakat yalnızca kaynak bilgisi onun gerçekten ne olduğunu söyleyebilir. Görmek başka, bilmek başkadır.

    YanıtlaSil
  2. Küçük bir seramik kap, büyük uygarlıkların hafızasını taşıyabilir. Tarihin büyüklüğü her zaman nesnenin ölçüsüyle belirlenmez

    YanıtlaSil
  3. Eros'un elindeki phiale ve çelenk bize aşkın yalnızca duygu olmadığını hatırlatır; insanlık onu binlerce yıldır ritüeller, semboller ve sanat aracılığıyla anlamlandırmaya çalışıyor.

    YanıtlaSil
  4. Bir eserin adı değişebilir, fakat geçmişi değişmez. İnsanlığın görevi geçmişi istediği gibi anlatmak değil, ona mümkün olduğunca sadık kalmaktır.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

​En Çok Okunan Makaleler

GÖBEKLİTEPE’NİN KADİM GÖLGESİNDE BİR ESTETİK DEVRİMİ: BONCUKLU TARLA, MEZOPOTAMYA’NIN TAŞTAN HAFIZASI VE İNANCI ŞEKİLLENDİREN İLK KÖY

ANADOLU’NUN BRONZA KAZINAN HAFIZASI: HATTUŞA BRONZ TABLETİ VE HİTİT DİPLOMASİSİNİN ÖLÜMSÜZ BELGESİ

SAHRA’NIN TAŞA KAZINMIŞ HAFIZASI: DABOUS ZÜRAFALARININ ANLATTIKLARI

GÜCÜN SARHOŞLUĞUNDAN TABİATIN ÇIPLAKLIĞINA: NEBUKADNEZAR’IN AYNASI

ANTİK DÜNYANIN FABRİKASI: BARBEGAL SU DEĞİRMENLERİNİN ŞAŞIRTAN GÜCÜ - ROMA MÜHENDİSLİĞİNİN ZİRVESİ: BARBEGAL VE İLK ENDÜSTRİYEL ÜRETİM