PİTOSUN İÇİNDEKİ TARİH: HADRİANAPOLİS’TE ORTAYA ÇIKAN ROMA DÖNEMİ MEZARI NE ANLATIYOR?

 


PİTOSUN İÇİNDEKİ TARİH: HADRİANAPOLİS’TE ORTAYA ÇIKAN ROMA DÖNEMİ MEZARI NE ANLATIYOR?

Karabük’ün Eskipazar ilçesinde bulunan Hadrianapolis Antik Kenti’nde gün yüzüne çıkarılan pitos mezar, son günlerin en dikkat çekici arkeolojik keşiflerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Medyada “1750 yıllık mezar bulundu” başlığıyla sunulan haber, ilk bakışta yalnızca yeni bir kazı buluntusu gibi görünse de, arka planda Roma dönemi Anadolu’sunun ölüm ritüelleri, kültürel etkileşimleri ve bölgesel gömme geleneklerine ilişkin önemli veriler barındırmaktadır.

Öncelikle “pitos” kavramını doğru anlamak gerekir. Pithos, Antik Akdeniz ve Anadolu dünyasında tahıl, zeytinyağı, şarap ve kuru gıda depolamak amacıyla kullanılan büyük seramik küplerdir. Ancak bu küplerin işlevi yalnızca ekonomik depolamayla sınırlı kalmamıştır. Özellikle Arkaik dönemden Roma dönemine kadar çeşitli coğrafyalarda mezar kabı olarak da kullanıldıkları bilinmektedir. Ölünün doğrudan küp içine yerleştirilmesi ya da kremasyon sonrası kalıntılarının bu küplerde saklanması, antik toplumlarda yaygın cenaze pratiklerinden biridir.

Hadrianapolis’te bulunan örneği önemli kılan, pitos mezar geleneğinin Anadolu’da ilk kez görülmesi değildir. Çünkü Batı Anadolu, Ege kıyıları, Troas, Lydia ve İonia bölgelerinde pitos gömüler uzun süredir bilinmektedir. Asıl önemli nokta, bu keşfin Batı Karadeniz’in iç kesimlerinde bugüne kadar belgelenmiş ilk örneklerden biri olmasıdır. Bu ayrım son derece önemlidir. Çünkü arkeolojik literatürde “ilk” ifadesi dikkatle kullanılmalıdır; aksi halde bilimsel gerçekler yerine sansasyon öne çıkar.

Mezar içerisinde bulunan buluntular dikkat çekicidir: 1- Yedi adet seramik kap

2- Bir kandil

3- Bir bıçak

4- İki kemik toka

5- Roma İmparatoru Probus dönemine ait sikke

Bu nesneler antik arkeolojide “mezar sunuları” veya “ölü hediyeleri” olarak tanımlanır. Bu tür eşyalar çoğu zaman ölünün statüsü, toplumsal rolü, ekonomik düzeyi ve ölüm sonrası yaşam anlayışı hakkında bilgi verir. Kandil, karanlıktan aydınlığa geçişi simgelemiş olabilir. Kaplar, ölümden sonraki yolculuk için yiyecek-içecek sunularını temsil etmiş olabilir. Bıçak ise ritüel, gündelik kullanım veya sembolik koruma nesnesi olarak değerlendirilmelidir.

Mezardaki en önemli tarihlendirici unsur, Probus sikkesidir. Marcus Aurelius Probus, MS 276–282 yılları arasında Roma İmparatorluğu’nu yönetmiştir. Bu nedenle mezarın büyük olasılıkla MS 3. yüzyılın son çeyreğine tarihlendiği anlaşılmaktadır. Basında kullanılan “1750 yıl” ifadesi genel olarak doğru olsa da bilimsel açıdan bu yaş mutlak değildir; yaklaşık tarihlemedir.

Bir başka tartışmalı nokta, kemik tokalar nedeniyle mezarın bir kadına ait olabileceği yorumudur. Bu ihtimal vardır; fakat yalnızca toka buluntusuna dayanarak biyolojik cinsiyet tayini yapmak bilimsel açıdan yetersizdir. Osteolojik analiz, pelvis morfolojisi, kafatası ölçümleri ve mümkünse DNA incelemesi yapılmadan kesin sonuca ulaşmak mümkün değildir. Arkeolojide buluntu ile yorum arasındaki mesafe daima korunmalıdır.

Hadrianapolis son yıllarda “Karadeniz’in Zeugması” olarak anılmaktadır. Özellikle zengin mozaikleriyle tanınan bu yerleşim, Roma ve Erken Bizans dönemlerinde önemli bir merkezdi. Bu yeni mezar keşfi, kentin yalnızca mimari ve sanatsal yönünü değil, ölüm kültünü de anlamamıza katkı sağlamaktadır. İnsan toplulukları yaşadıkları yerleri nasıl inşa ettiyse, ölülerini nasıl uğurladıklarıyla da tanımlanır. Bir medeniyeti anlamanın yolu yalnızca saraylarına ve tapınaklarına değil, mezarlarına da bakmaktan geçer.

Bu pitos mezar bize çok eski ama hâlâ güncel bir gerçeği hatırlatmaktadır: İnsan, ölümü yalnızca biyolojik bir son olarak görmemiştir. Ölüm, hemen her uygarlıkta geçiş, dönüşüm ve devamlılık fikriyle ilişkilendirilmiştir. Mezara bırakılan her kap, her kandil ve her küçük eşya, geride kalanların ölüyle bağını koparmadığını gösterir. Arkeoloji tam da bu yüzden değerlidir; çünkü taşın, toprağın ve seramiğin içinden yalnızca nesneleri değil, insanın varoluş biçimini de çıkarır.

Hadrianapolis’te bulunan bu mezar, tek başına bir küp mezardan ibaret değildir. O, Roma Anadolu’sunda yaşamış bir bireyin ölüm karşısındaki kültürel dünyasının maddi izidir. Bugün elimizde duran şey bir seramik küp değil; yaklaşık on sekiz asırlık bir insan hikâyesidir.

EDİTÖRÜN NOTU

Bu makalede kullanılan görsellerden bazıları dijital kurgu, kolaj veya yapay zekâ destekli rekonstrüksiyon olabilir. Bilimsel değerlendirme görsellerden değil, arkeolojik raporlar ve akademik kaynaklardan hareketle yapılmıştır.

Kullanılan Akademik Kaynaklar: 1- The Archaeology of Death and Burial — Mike Parker Pearson

2- American Journal of Archaeology, Roman Burial Practices üzerine makaleler

3- Karabük Üniversitesi Hadrianapolis Kazı Raporları

4- Anadolu Ajansı saha haberi ve kazı başkanı açıklamaları

5- Archaeology literatüründe pithos burial çalışmaları


✍️ Araştırmacı / Yazar: Muhittin Yalçınkaya

13 Haziran 2026 @NkayaMuhittin



© 2026 Muhittin Yalçınkaya. Burada yer alan tüm içerikler Muhittin Yalçınkaya'ya aittir; izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve paylaşılamaz.

Yorumlar

  1. Bir küp bazen bin kitaptan daha fazla tarih anlatır.

    YanıtlaSil
  2. Arkeoloji geçmişi kazmaz; insanın zamana bıraktığı izleri okur.

    YanıtlaSil
  3. Mezarlar, medeniyetlerin ölüm karşısındaki düşünce sistemlerinin aynasıdır.

    YanıtlaSil
  4. İnsan öldüğünde geriye bedeninden çok, ona yüklenen anlam kalır.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

​En Çok Okunan Makaleler

GÖBEKLİTEPE’NİN KADİM GÖLGESİNDE BİR ESTETİK DEVRİMİ: BONCUKLU TARLA, MEZOPOTAMYA’NIN TAŞTAN HAFIZASI VE İNANCI ŞEKİLLENDİREN İLK KÖY

GÜCÜN SARHOŞLUĞUNDAN TABİATIN ÇIPLAKLIĞINA: NEBUKADNEZAR’IN AYNASI

ANTİK DÜNYANIN FABRİKASI: BARBEGAL SU DEĞİRMENLERİNİN ŞAŞIRTAN GÜCÜ - ROMA MÜHENDİSLİĞİNİN ZİRVESİ: BARBEGAL VE İLK ENDÜSTRİYEL ÜRETİM

TAŞIN SESİ: 11.000 YILLIK KARAHANTEPE HEYKELLERİ VE İNSANIN İLK KUTSAL İZLERİ

BİN TANRILI İMPARATORLUĞUN KARANLIK REHBERLERİ: YAZILIKAYA’NIN ON İKİ KUTSAL MUHAFIZI ​ALTERNATİF BAŞLIK - TAŞA KAZINAN ÖLÜMSÜZLÜK: HİTİT RİTÜELLERİNDE ON İKİ SAYISININ GİZEMİ